YİĞİDİN HAKKINI YİĞİDE VERMEK

Böyle diyor bir yerel gazetemizin köşe yazarı. 07 Eylül 2006 tarihli gazetenin manşeti ise ‘Özel Okullar Sınıfta Kaldı' şeklindeydi. Manşetin altında da özel okulların 2006 OKS ve ÖSS sonuçlarını tablo şeklinde vermiştir. Doğrusunu isterseniz yiğidin hakkını yiğide vermiş mi vermemiş mi, aşağıdaki açıklamadan sonra değerli okuyucuların takdirine bırakıyorum. 

Bu gazetede' Tam çıldırmak üzereyken elde ettiğimiz…' diye başladığı yazı  maalesef yanlış bilgilerle dolu. Nedir bu yanlışlar? Tabloda ‘Özel Seçkin Koleji ve Fen Lisesi' olarak yazılmıştır. Hâlbuki Özel Seçkin Fen Lisesi henüz mezun vermedi,  eksik bilgi yazarımızı hatalara götürmüştür. Doğrusu Özel Seçkin Anadolu Lisesi olması gerekir ki bu çok önemli bir yanlış; çünkü fen liseleri ile Anadolu liselerinin başarıları kıyaslanamaz. Okullar ancak kendi türleri arasında kıyaslanırsa doğru sonuçlar alabilirsiniz. Diğer bir yanlış ise henüz 2. yerleştirme başvuruları başlamamışken sanki ÖSYM 2006 yerleştirmesi bitmiş gibi alelacele yerleştirme sonucu açıklamaktır ki bu da bir diğer bilgisizlik örneğidir. Oysa Özel Seçkin Anadolu lisesinde oldukça yüksek puan aldığı halde 2. yerleştirmeyi bekleyen ya da bir sonraki yıl istediği bir üniversiteye girebilmek için tercih yapmayan birçok öğrencimiz vardır.

Ayrıca Anadolu Lisesi türünde ÖSS'ye giren öğrencilerimizin kitlesel başarı ortalaması sizin gazetenizde birinci olarak öne çıkarmaya çalıştığınız lisenin çok daha üzerindedir. Bu sonucu ÖSYM'nin her yıl yayınladığı Sonuç İstatistikler Kitabı çıktığında göreceksiniz.

Peki,  Özel Okullarda okuyan burslu öğrenci sayılarını göz önüne almak gerekmez mi?Ya da  bir ölçme değerlendirme uzmanı gibi davranan  söz konusu gazetecinin ön plana çıkarmaya çalıştıkları  okulda kaç tane burslu öğrencinin okuduğunu biliyorlar mı? Bu konu oldukça önemli; çünkü bazı kurumlar, reklâm reklâmdır zihniyetiyle burslu öğrenci alımını hedeflerinin tam ortasına almışlardır. Elbette başarılı öğrencilerin elinden tutmak, onları burslu okutmak güzel ve memleket için yararlı bir durumdur. Ancak işte tam burada çok büyük bir fırsat eşitsizliği doğmaktadır. Çünkü devlete bazı muafiyetiyle yükümlü olan bazı özel okullar, ellerindeki bu güzel imkânı sonuna dek burslu öğrenci alımı için kullanmaktadır. Oysa diğer özel okullar bu oranı resmi oran olan %2'de tutmak zorunda kalmaktadır.

Yiğidin hakkını yiğide vermek isteyenler acaba neden 2004 eğitim öğretim yılında Özel Seçkin Yabancı Dil Ağırlıklı Lisesinin ÖSYM'nin resmi olarak "sayısalda Türkiye 2.liği, eşit ağırlıkta Türkiye 3.lüğünü" ilan ettiği sonucunu gazetelerinde duyurmadılar?   Yine, bazı okulların yayın organı gibi çalışanlar, Özel Seçkin Anadolu lisesinin 2005 ÖSYM'nin resmi olarak sayısalda Türkiye 71.liği eşit ağırlıkta Türkiye 174.üncülüğü ve her iki alanda Gaziantep'te özel okullar arasında kendi türünde il birinciliği sonucunu kamuoyuna neden duyurmadılar?

Hiç kimse ‘Doğmamış bebeğe don biçmesin, suyu görmeden paçaları sıvamasın' çünkü: ÖSYM ÖSS sonuç kitapçığını Şubat ayı gibi Türkiye genelindeki il Milli Eğitim Müdürlüğü aracılığıyla liselere göndermektedir. Söz konusu kitapçık çıkmadan, resmi sonuçlar ortada yok iken acaba neye göre değerlendirme yapılıyor, ayrıca yetkililer buna nasıl izin veriyor?

Eğitim- Öğretimde ölçme değerlendirme bir uzmanlık alanı olup, OKS ve ÖSS gibi önemli sınavların sonuçları ancak ÖSYM'nin uzmanları tarafından doğru olarak hesaplanabilir.

Siz "yiğidin hakkını " verdiniz mi bilmem ama sizin hakkınız(!) fazlasıyla verilmelidir.

Tabiî ki verilmediyse….

İbrahim Kaçıran
Kurucu