Tüm Haberler
Tüm Duyurular

İBRAHİM KAÇIRAN - GİRİŞİM GAZETESİ RÖPORTAJ
<< Geri Dön



Girişim Gazetesi Müşteri Temsilcisi İlknur GÜNÜÇ ile Özel Seçkin Okulları Kurucularından İbrahim KAÇIRAN arasında yapılan söyleşi.

İlknur GÜNÜÇ: Gaziantep’te eğitimin başlıca sorunları nelerdir?

İbrahim KAÇIRAN: Sanayi yönünden gelişmiş olan kentimiz diğer illere örnek olarak gösterilir. Ancak gözler, sanayiden eğitim alanına çevrildiğinde marka kentten çok uzak bir tablo ile karşılaşmaktayız. Sanayideki gelişmemiz alabildiğine göz alıcı iken eğitim alanındaki durumumuz hiç de iç açıcı değildir. Toplumları ayakta tutan bu iki unsurun,  yani ekonomik gelişme ile eğitim alanındaki gelişmenin paralellik göstermesi gereklidir. Aksi takdirde ekonomik büyümenin eğitimle takviye edilmemesi, marka şehir imajını büyük ölçüde zedeleyecektir.
Diğer illere örnek olarak gösterilen marka bir kentin eğitim ve kültürel alanlarda vasatın altında kalması biz eğitimciler için kabul edilemez bir durumdur. Böyle bir kentin eğitim alanında da iddialı olması hatta bu iddiasını hayata geçirmesi her alandaki eğitimiyle dünya ölçeğinde söz sahibi olması ve bilgi çağı ile bütünleşmesi gerekir. Çünkü hayatın her noktasında eğitim vazgeçilmez bir olgudur. Eğitimsiz bir toplumun çağdaş dünyadaki yerini alması mümkün değildir.
            Eğitimde başarıyı yakalamak ve artırmak için önce teşhis doğru konulmalı, sonra çözüme gidilmelidir

İlknur GÜNÜÇ: Eğitimde bir standart var mıdır?
           
İbrahim KAÇIRAN: Milli Eğitim Bakanlığının müfredatı bakımından eğitimde standart zaten zorunludur. Ancak devlet okullarının ve özel okulların ders saat sayıları, fiziki donanım, artı etkinlikler, öğretmen ve yöneticilerin etkinliği, bakış açıları ve daha birçok bakımından bir standarttan söz etmek mümkün değildir.

İlknur GÜNÜÇ: Gaziantep’te eğitim yeterince işlevsel mi?

İbrahim KAÇIRAN: İşlevsel bir eğitimin odağında toplam kalite anlayışının varlığı kaçınılmazdır. Bu yönü ile bakıldığında Gaziantep’te eğitimin işlevselliği konusunda ciddi kaygılar taşımaktayız.
Eğitim Yönetimi bilimcilerine göre;
Eğitimin işlevsel oluşu yaşama dönük oluşundandır. İşlevsellik sadece bir mesleğe dönük eğitim demek değildir. Bireye takdir duygusu kazandıran, öğrenme isteği yaratan  değerlendirme ve yargılama yeteneği kazandıran, bireyi özgürleştiren bir eğitim, belli bir mesleğe dönük olmasa da işlevseldir.
             Oysa ilimizde ve aslında ülkemizdeki temel sorun yukarda belirtilen eğitimin işlevselliğinde çok sınav kazanmaya odaklı bir yapı sergilemektedir. Bu durum ülkenin nitelikli insan gücü yetiştirme görevini verdiği eğitim sistemimizin kendisinden isteneni yerine getiremediği gerçeğini ortaya çıkarmaktadır.
 
İlknur GÜNÜÇ: Okulunuzda tüm öğrencilere uygulanan fırsat ve olanaklar eşit mi?
İbrahim KAÇIRAN: Özel Seçkin Okullarında anaokulundan başlayan eğitim süreçleri, üniversiteye başlayana kadar, ilköğretim ve ortaöğretim kademelerinde itinayla sürdürülmektedir. Her birey farklıdır ve her bireyin öğrenme stilleri, ilgileri yetenekleri farklılık gösterir.
             Eğitim programlarımız bu bilinçle hazırlanmış ve uygulanmakta.  Öğrencilerin akademik, sosyal, sanatsal ve duygusal olarak çok yönlü gelişimlerini en üst düzeyde gerçekleştirmek üzere bireysel farklılıkları gözeterek gelişmiş öğretim yöntem ve teknikleri kullanılır.   Tüm öğrenciler bireysel olarak takip edilir, elde edilen veriler ışığında gelişimleri desteklenir, yönlendirilir, izlenir ve her öğrenciye fırsat eşitliği sağlanır.
            Gelişimsel, önleyici rehberlik anlayışı ve yenilikçi yaklaşımla sürdürülen psikolojik danışma ve rehberlik çalışmaları; öğrencilere kendini tanıma, değerlendirme, uyum gücü ve alanını genişletme imkanı   sağlar.  Başarılı ancak maddi olanakları nedeni ile fırsat eşitsizliğine maruz kalanlar burslarla desteklenir.

İlknur GÜNÜÇ: Uygun bilgi, uygun teknik ve yöntemlerle sunuluyor mu?

İbrahim KAÇIRAN: Seçkin Okulları Milli Eğitimin genel amaç ve ilkeleri doğrultusunda, temel bilgi ve becerilere sahip, eleştirel düşünebilen, etkili iletişim kurabilen ve yaratıcı bireyler yetiştirmeyi amaç edinmiştir. Okulumuzdaki eğitim sisteminin temelini oluşturan bilim, sevgi ve hoşgörü ilkelerinin ışığında öğrencilerimize, demokratik ve çağdaş bir eğitim ortamı sağlanmaktadır. Bu ortamda öğrencilerimiz, bireysel öğrenme ve ekip çalışması becerilerini kazanmakta, kendilerine sağlanan aktivite olanaklarıyla da ilgi duydukları güzel sanatlar, spor vb. alanlarda yeteneklerini geliştirmeye teşvik edilmektedir.Bu beceriler aktif öğrenme ortamlarının sağlandığı, bireysel ve grup çalışmalarının yapıldığı, öğrencinin merkeze alındığı, bireysel farklılıkların ön plana çıkarıldığı, zengin ve mutlu öğrenme-öğretme ortamlarında uygulanan etkinlikler yoluyla öğrencilere kazandırılabilmektedir.

İlknur GÜNÜÇ: Gerekli bilgi kısa sürede etkili olarak kazandırılabiliyor mu?

İbrahim KAÇIRAN: Bugünkü dünyanın temel özelliği, değişim hızının giderek artmasıdır. Buna paralel olarak bilgi de çok hızlı bir şekilde çoğalmakta, mevcut bilgi ise aynı hızla zaman aşımına uğramaktadır. Böylesine dinamik, akışkan, kestirilemez, karmaşık hadiselerin çoğaldığı günümüz kaotik ortamında eğitimin de yeni baştan ele alınması kaçınılmaz olmaktadır.
Son  bir asırdır dünyada meydana gelen hızlı değişmeler ve gelişmeler “eğitimli insan” kavramını da yeniden tanımlamayı zorunlu kılmaktadır. Örneğin bir asır önce aldığınız 5–6 yıllık bir  eğitimle hayata atılmanız, başarılı bir performans göstermeniz ve muhtemelen ömrünüzün sonuna kadar, aldığınız bu eğitimle yetinmeniz yeterli olabilmekteydi.
 Ancak zamanla, değişen koşullar ve sürekli bir gelişimle artık belirli bir süre ile alınan örgün eğitimin yeterli olmadığı görülmüştür. Bugün öğrendiklerimizin büyük bir bölümünün, yaşamımızın ileriki yıllarında değişme, yetersiz kalma veya bir işe yaramama ihtimali oldukça güçlüdür. Bu açıdan bugün öğrendiklerimizin önümüzdeki yıllar içerisinde bir işe yaramayacağı veya büyük oranda yenilenmesi gerektiği muhakkaktır.
Dolayısıyla yaşam için gerekli bilginin artık sadece reçete olarak verilmesi mümkün değildir. Her geçen gün yenilenen, değişen ve gelişen bilgi birikiminin “yaşam boyu eğitim” kavramını gündeme getirdiği ve bunun da ancak öğrenmeyi öğrenen bireylerin yaşamlarında sürekli öğrenme ve çağın gerektirdiği niteliklere sahip bireyler olma yolunda çaba sarf etmeleri ile mümkün olduğu bir gerçektir.
Özel Seçkin okullarında bu yaklaşımla bilgi vermek yerine bilgiye ulaşma yollarının öğretilmesini sisteminin merkezine koymuştur.

Özel Seçkin Okulları bilgi okuryazarlığını; kısaca, bilgiye ulaşma ve bilgiyi kullanma becerisi olarak tanımlamaktadır. Bilgi okuryazarı olmak, bilgiye gereksinim duyulduğunda bunu hissetmek ve gereksinim duyulan bilgiye ulaşmak, bunu değerlendirmek ve etkili olarak kullanabilmektir.
            Özel Seçkin Okulları 21. yüzyıla girerken okullarını, öğrenme çevresini koşullara ve beklentilere uygun olarak düzenlemiştir. Bu amaçla çok kanallı, teknolojiyi kullanabilen ve iş birliğine dayalı bir çalışma sistemi geliştirmiştir.
İlknur GÜNÜÇ: Kaynaklar verimli kullanılıyor mu?

İbrahim KAÇIRAN: Okulumuzda öğrencilere öğretmenlere ve diğer çalışanlara ayrılan kaynakların etkili ve verimli kullanılması kurulan kontrol sistemleri ile sağlanmaktadır. Eğitim materyallerinin kullanımından mekânların kullanımına kadar pek çok unsur, planlı koordineli ve eş güdüm içerisinde kullanılmaktadır.
             İnsan kaynaklarının planlanması ve işlevselliği ise performans değerlendirme sistemimiz tarafından sağlanmaktadır. Bu bakımdan Özel Seçkin Okullarında kaynakların verimli kullanıldığı rahatlıkla söylenebilir.

İlknur GÜNÜÇ: Öğretmen sayıları yeterli mi, bir öğretmene düşen öğrenci sayısı nedir ve ne olmalıdır?

İbrahim KAÇIRAN: Okulumuzda bir iş görene düşen öğrenci sayısı 7’dir. Bu oran devlet okullarında ortalama 35’tir. Avrupa Ülkelerinde bir iş görene düşen öğrenci sayısı 8’dir. Bu yönü ile bakıldığında okulumuzda bir iş görene düşen öğrenci oranı Avrupa standartlarının altındadır.

İlknur GÜNÜÇ: Öğretmenlerin nitelikleri öğrencilere eğitim verme konusunda yeterli midir?

İbrahim KAÇIRAN: Okulumuzda öğretmen yeterlilikleri en üst düzeydedir. Öğretmen seçimi konusundaki hassasiyetimiz, insan kaynakları stratejimiz, öğretmen yeterliliklerini belirleme yöntem ve tekniklerimiz süreç içinde ve süreç sonunda bakıldığında başarılı olduğumuzu söyleyebiliriz. Öğretmenlerimiz akademik yönden, rehberlik yönünden, liderlik becerileri yönünden, genel kültür yönünden yeterlidir. Çünkü biz Seçkin Okulları olarak öğretmenlerimizi hizmet içi eğitimlerle arzu edilen düzeye getiriyoruz.

İlknur GÜNÜÇ: Okulunuzda eğitim ve öğretim verecek olan öğretmenlerinizi nasıl seçiyorsunuz?

İbrahim KAÇIRAN: Özel Seçkin Okullarına öğretmen alım başvuruları; web üzerinden yapılabileceği gibi şahsen de yapılabilmektedir. Başvuru formları öncelikle insan kaynakları departmanından pozisyonun bağlı olduğu birim başkanı tarafından ön incelemeye tabi tutulur. Ön incelemede başarılı olan başvurular belirtilen tarihte, Özel Seçkin Okulları’na davet edilir. İşe alım testleri uygulanır ve pozisyonun bağlı olduğu birim başkanıyla ön görüşme yapılır.
            İkinci incelemede de başarılı olan adaylar ilgili birim başkanı, okul müdürleri ve kuruculardan oluşan kurulla görüşmek üzere tekrar Özel Seçkin Okulları’na davet edilir. Görüşme sonrasında kurulun verdiği karar doğrultusunda adaylara tekrar dönülerek durum bildirilir. Adayın başvuru şartları ve niteliği uygun ise güvenlik soruşturması yapıldıktan sonra göreve başlatılır.

İlknur GÜNÜÇ: Anne-babalara eğitimin önemi konusunda seminer, söyleşi vs. veriyor musunuz?

İbrahim KAÇIRAN: Eğitimde istenen noktaya ulaşmada ailenin yerini ve önemini çok iyi kavrayan Özel Seçkin Okulları, her yıl bu konuda etkin çalışmalar yapmaktadır. Gerek dışardan alınacak uzman desteği ile gerekse kendi kadroları ile velilerimizin eğitim süreçlerine, katkı sağlamaları için çalışmalar yapılmaktadır. 2009–2010 Eğitim Öğretim yılında bir takvim doğrultusunda ANA BABA OKULU açılacak ve bu çalışma bir sertifika programına dönüştürülecektir.
      Ayrıca belli dönemlerde, öğrencilerimizin yaş grubuna göre, ergenlik, meslek seçimi, zararlı             madde ve alışkanlıklar vb. birçok konuda eğitim verilmektedir. Söz konusu bu eğitimler, bazen sadece öğrencilere bazen de hem öğrenci hem velilere verilmektedir.

İlknur GÜNÜÇ: Eğitimin geleceği hakkında neler düşünüyorsunuz?
İbrahim KAÇIRAN : Temel insan hakkı olan eğitimin herkes için hayata geçirilmesi konusunda, çağdaş bir eğitim için uygun şartlar ve ortam hazırlanmalıdır. Bu yüzyılda her şey değiştiği gibi eğitim teknolojilerinin ve eğitim anlayışlarının, rekabet etmenin ve ayakta kalmanın şartları da değişmiştir. Geçmişte revaçta olan mesleklerin yerini, bilgi ve teknoloji sektörüne bırakmıştır.
            Türk milli eğitim sisteminin de yeni yüzyılın insanını yetiştirmek amacıyla bu değişime ayak uydurması gerekmektedir. Çocuklarımızı ve geçlerimizi, yaratıcı, üretken, bilgiyi hayatın içinde kullanabilecek şekilde yetiştirmek zorundayız. Hayat boyu öğrenme yeni dönemin en önemli felsefesidir.  Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelerin sürekli yeni bilgi ve beceri edinilmesini gerekli kılmaktadır.
            Bu da yaşam boyu sürecek eğitime gereksinimi öne çıkarmaktadır. Öğrenme alanları da gün geçtikçe artarak değişiklik göstermektedir. İş yaşamı ve mesleklerdeki hızlı değişim esnek bir eğitim sistemini gerektirmektedir. Bu yüzden eğitimin sorunlarını ele alırken bütüncül bir bakış açısıyla sistem bütünlüğü içinde hareket etmek gerekmektedir
            Özel Seçkin Okulları olarak değişen dünyaya ve değişen toplumsal taleplere göre eğitim alanında da yeni örgütlenmelere gitmek, yeni söylemler geliştirmek, yeni yol haritaları hazırlamak durumundayız. Yol haritamızı çizerken doğal olarak kendi gerçeklerimizden, kendi şartlarımızdan yola çıkacağız. Aynı zamanda dünyadaki değişimlere paralel olarak yol haritalarımızı sürekli gözden geçireceğiz.
İlknur GÜNÜÇ: SBS ve üniversite sınavlarında; Gaziantep, Türkiye ortalamalarının altında kalıyor, bu durumu düzeltmek için neler yapılabilir?

İbrahim KAÇIRAN: Gaziantep’in merkezi sınavlarda başarılı bir noktada olmamasının hepimizin yıllardır söylediği pek çok nedeni vardır. Tüm paydaşların katılımıyla pek çok çalışma yapılmıştır. Ancak bu çalışmalar kesintiye uğradığı için bugüne kadar sonuç alınamamıştır. İlimizin eğitim alanında başarısız olmasının bazı nedenlerini şu şekilde sıralamamız mümkündür:

  • Milli Eğitimin üst düzey yöneticileri ve okul müdürlerinin atamaları liyakata göre yapılmalıdır. 
  • Gaziantep’in kalkınmada öncelikli yöre kapsamından çıkarılması ile öğretmen açığının artması. Bu nedenle Gaziantep tekrar zorunlu hizmet bölgesine alınmalıdır.
  • İlimizde ortaöğretim ve ilköğretim kurumlarında yöneticilerin çok sık değişmesi, her değişiklikte uygulamaların yenilenmesi ile istikrarın sağlanamaması ve değişikliklerde niteliğin aranmaması.  
  • Gaziantep’te özel okulda öğrenim gören öğrenci sayısının Türkiye ortalamasının çok altında olması. Bu sayı artmalıdır.  
  • İlde öğretmen atamaları yapılırken nitelikli öğretmenlerin köylere ve kasabalara gönderilmesi, niteliksiz öğretmenlerin ise sadece ikili ilişkilerden dolayı il merkezinde tutulması, uygulamasına son verilmelidir.
  • Ataması özel yönetmeliğe bağlı okullara ( Anadolu Lisesi – Fen Lisesi ) görevlendirme yoluyla atama yapılması, özellikle okul müdürlerinin görevlerini yıllarca vekâletle yürütmesi ilimizin yaşadığı talihsizliklerdir. Atama ve yer değiştirmelerde, özellikle de atama koşulları özel yönetmeliklerle belirlenmiş kurumlara uygun nitelikli personelin atanması, sağlanmalıdır.
  • İl genelinde okullardaki görevli memur ve hizmetli kadroları çok yetersizdir, Bu sayı yeterli düzeye çıkartılmalıdır.
  • Evrensel, bilimsel eğitim – öğretim prensiplerinin bir kenara itilerek unutulması ve yöneticiler başta olmak üzere öğretmenlerin dünyadaki değişen eğitim sistemini takip etmeleri sağlanmalıdır.
  • İlimize gelen öğretmenlerin 1 – 2 yıl gibi kısa bir süre çalıştıktan sonra tayinlerini yaptırarak gitmemeleri için özlük haklarında iyileştirmeler yapılmalıdır.
  • Toplumun düşünce biçiminin nedenselliğe bağlı olması sağlanmalıdır.
  • Yaratıcılığın hoş karşılanmadığı geleneksel tutum bir tarafa bırakılmalıdır.  
  • Ticaretin çok gelişmiş olmasının çocukların okuma kaygısını asgariye düşürmesinin önüne geçilmelidir.
  • Yüksek gelirli aileler çocuklarını bilinçsiz bir şekilde sadece  özenti olsun diye özel okullara göndermemeli, eğitim ve öğretimi sadece okuldan beklememeli, bu konuda tüm paydaşların çaba sarf etmeleri sağlanmalıdır.
  • Okullarda öğrencilere uygulanan şiddet ve baskı neticesinde öğrencilerde bıkkınlık oluşmaktadır, bunun mutlak suretle önüne geçilmelidir.
  • Eğitimin öğretimle paralel olarak yapılandırılması sağlanmalıdır.
  • Okul öncesi eğitime yeterli düzeyde önem verilmelidir.
  • Gaziantep’te aileler çocuklarını okul öncesi eğitime yönlendirmeli, okul öncesi eğitim oranı mutlaka artırılmalıdır.
  • Ailelerin kültürel yapısı, yaşanılan ortam ve bireylerin yaşamış oldukları çevreye uyum sağlama çabaları ve bunun sonucunda ortaya çıkan zihniyet karmaşasına son verilmelidir.
  • Eğitim – öğretim faaliyetlerinde rehberlik ve danışmanlık çalışmalarına yeteri kadar önem verilmesi sağlanmalıdır.
  • Personel politikasının yanlışlığının eğitime olumsuz yansıması. Aynı okulda bir öğretmenin yıllarca çalışmasının doğurduğu sosyolojik olumsuzluklar. Aynı okulda uzun süre çalışan öğretmen ve yöneticilerin birikimlerini aktarmış olmaları, aktaracak bir şeylerinin kalmaması, bu nedenle yeni birikimlere ihtiyaç duyulması.
  • Okullarda sadece zihinsel eğitim – öğretimin yapılması. Bedensel ve duygusal eğitimin önemi vurgulanmalıdır.
  • Zorunlu eğitimde hedeflenen noktaya ulaşmak için gerekli çalışmalar yapılmalıdır.  Ailelerin 8 yıllık zorunlu eğitim gerçeğini benimsemesi sağlanmalıdır.

İlknur GÜNÜÇ: Okulunuzda öğrencilerinizin motivasyonlarını artırmak için sosyal etkinlikler yapıyor musunuz, bunlar nelerdir?

İbrahim KAÇIRAN: Özel Seçkin Okullarında, sosyal etkinlikler en az akademik etkinlikler kadar önem arz etmektedir. Öğrencilerimizin sosyal yönden gelişimleri programlarımız dâhilinde yapılmaktadır. Kendilerini gerçekleyebilmelerine olanak sağlayan, örtük programların yanında, resim, müzik, spor, yabancı dil etkinlikleri, geziler, sinema, piknik, konser, panayır, bilim-sanat-kültür şenlikleri …  öğrencilerimizin motivasyonlarını artırmak için kullandığımız yollardır.

 

İbrahim KAÇIRAN
Kurucu