Tüm Haberler
Tüm Duyurular

EĞİTİMDE İYİLEŞTİRİCİ YÖNETİM VE DENETİM
<< Geri Dön



   Günümüzde etkin ve verimli çalışmak, harcanan kaynaklara karşılık daha yüksek bir katma değer elde etmek, süreçlerin etkin yönetimi ile mümkündür.  Çünkü üretilen tüm ürün ve hizmetler bir sürecin çıktısıdır. Eğitim kurumlarında en önemli süreç şüphesiz öğrenci çıktısıdır. Öğrencilerin en iyi şekilde hayata hazırlanmaları için, okulların iyi yönetilmesi bir görev değil, zorunluluktur. Dolayısıyla, profesyonel bir yönetim, ancak iyi bir denetim ile mümkün olabilir. Denetim de yöneticinin birinci derecede görevidir.
   Bu bakış açısıyla eğitim, değişim içindir, denetimin sonucu ise, gelişmeyi getirir. Sürekli gelişen eğitim denetimi, okullarda sorunların ancak bir bütünlük içinde çözülebileceği realitesine bir ivme kazandırmıştır.
   Uzmanlar, denetimi yakın ve uzak hedefler olarak kategorize ederken, yakın hedeflerle, okullardaki formal ve informal kuralların birleştirilip, geliştirilmesini, uzak hedeflerle ise, öğrenciler dâhil okuldaki herkesin özdenetimli bireyler olarak yetiştirilmelerini amaçlamışlardır.
Özdenetim, mevcut durumu tespit etme, yani kontrol ile başlar. Bu işlem var olan durumun resmini çektikten sonra, değerlendirme ile devam eder, düzeltme ve geliştirme çalışmalarıyla son bulur.
   Başka bir deyimle özdenetim, ekip olarak, ayni paydada buluşarak sorunları çözmeye odaklanmış, iyileştirici çalışmalardır. Bu denetim tarzı, problemli kişinin, kendisine rehberlik yapacak başka biri ile çalışıp uygulama yaparak problemi çözmesi şeklinde yapılır.
İyileştirici denetim, öğretmenler için öngörülmüş olsa da, yöneticiler ve tüm iş görenler için de birlikte problem çözme ve yaparak öğrenme yöntemi olarak kullanılmalıdır. Eğitim yöneticisinin, iş görenleri hizmet içi eğitimlerle yetiştirme görevini yaparken, bu yöntemi kullanması öneriliyor.
   Eğitim yöneticisinden iki tür değerlendirme yapması beklenmektedir. Bunlardan biri yapılan işin, diğeri ise işi yapanın değerlendirilmesidir. Yapılan işin değerlendirilmesi, o işin yapanın iyileştirilmesi için gereklidir. İşlerin değerlendirilmesi için kullanılacak değerlendirme kriteri, olması gereken şeklinde nitelenen ve okulla ilgili formal metinlerde yazılı olanlardır.   Bunlar, bilimsel yayınlarda var olanlarla desteklenerek kullanılır. Mesela, bir eğitimcinin sınıf yönetimi denetlenirken, öğretmenin sınıfta yaptıkları ile yönetsel ve bilimsel veriler karşılaştırılmalıdır. Bu karşılaştırma sonucunda, öğretmenin eksiklikleri, fazlalıkları ve yaptığı iyi şeylerle birlikte değerlendirilmelidir.
   Eğitim yöneticisi, denetim süreçlerindeki yaklaşımı, denetim ilke ve özelliklerine uymalı, öğretmeninin motivasyonunu bozmayan, rencide etmeyen, kırmayan, güdüleyici davranışlar şeklinde olmalıdır. Bunun için yönetici, özenli olmalı, denetimin amacının, değiştirme ve geliştirme olduğunu unutmamalıdır.
   Yönetici, öğretmeni değerlendirirken bunun kişinin değil, işinin değerlendirmesi olduğunu, söz konusu denetimin öğretmeni geliştireceğini, bu çalışmanın bir kişilik testi olmadığını kendisine hissettirmelidir.            
   Böylece kişi değil, işi hedef alınmış olur. Dolayısıyla geliştirilecek ve değiştirilecek olan da kişinin işi olduğu intibası verilir. Böylece eleştiriler kişiye değil, işine yöneleceğinden, denetlenen kişinin motivasyonu bozulmayacak, kendisini rahatsız hissetmeyecektir.
   Profesyonel yönetici, objektif, denetim ilkelerine uyan, gerçekleri belgeleriyle sunan, başarısızlık ve motivasyon eksikliği görüldüğünde duygusal davranmayarak yaptığı işlemin sonucunu değiştirmeyen ya da iş görenin hak ettiği ödülü kişisel ilişkilerinden dolayı geri almayan kişidir.
   Denetimin en önemli ilkelerinden biri de durumsallık yaklaşımıdır. Durumsallık, durumun gerektirdiği, şartların etkilediği her şeyin gözetilmesi demektir.    Durumsallık, beklentileri ve değer yargılarını oluştururken, şartların gözetilmesini gerektirir. Farklı şartlarda çalışan insanlardan aynı sonuçlar beklenmemelidir.
   Eğitim liderinin her okulda aynı formatta yönetim ve denetim çalışmalarını sürdürmesi profesyonellik ilkelerine aykırıdır. Çünkü eğitim imkânları ve ortamları her yerde aynı değildir. Çevre, veli, iş gören ve öğrencilerin kültürel farklılıkları ile kurumda yöneticiden önce oluşan kurum kültür ve iklimi, değişime direnen öğretmenlerin varlığı daha önce çalıştığı okullardan farklı olabilir.
   Ayrıca, bölgesel şartların özelliklerine göre, yönetim biçimi ve sistemini etkileyen faktörler her kurumun durumuna göre, faaliyet konuları, akademik başarı, yabancı dil eğitimi, birey yetiştirme modeli hedef kitlenin arz ve taleplerine göre yaklaşım sergilenmelidir.
   Kurumlar, üzerine etki yapan şartlar ve kurumun iç dinamikleri de farklı olduğuna göre her kurumun yönetim ve organizasyon biçimi ve sistemi de farklı ve kendine özgü olacaktır.
   Bu bakış açısıyla, değerlendirme sürecinde gözetilmesi gereken diğer bir gerçek de kişinin neleri yapabileceğine değil, neleri yaptıklarına bakarak değerlendirilmesidir. Muhtelif zamanlarda yapılan ders gözlemleri, kişinin ne yapabileceğini gösterir ama ne yaptığını göstermez. Değerlendirmede, kişinin okula kattığı değer maddi ve manevi kazanımlar ile ne kadar okul milliyetçisi olduğu da esas alınmalıdır.
   Değerlendirmede öğretmen adil değerlendirildiğine inandırılmalı, ders ve sınıf denetimi yapılması durumunda ise denetlenen öğretmene ile denetimden önce haber verilmeli hem de dersten sonra bir değerlendirme yapılmalıdır.
   Yapılacak görüşmelerde öğretmen sürekli eleştirilmemeli,önce olumlu yanlardan başlanmalıdır.Okullarda kurumsal anlamda yönetim denetimi, öğretmen denetiminden önce yapılmalıdır. Eğitim denetimi, mümkün mertebe somut olarak, kurumların kendi şartları içinde, okulun çevre ile ilişkisi dikkatte alınarak, kullandığı teknoloji ve materyallerin nitelikleri, çalıştırdığı iş görenlerin kültürel özellikleriyle birlikte değerlendirmek ve sorunlara çözüm aramak gerekir.
   Eğitim kurumlarında denetim süreklilik arz eder. Değerlendirme okulun en önemli çıktısı olan öğrencilerin yararına yönelik “olmazsa olmaz” olarak kabul edilmelidir. Çünkü “Denetlemiyorsanız yönetmiyorsunuz” demektir.

İbrahim KAÇIRAN
Kurucu