Tüm Haberler
Tüm Duyurular

İSTANBUL´UN FETHİ
<< Geri Dön



   Her sokak ve caddesinde ayrı bir tarihin, ayrı bir medeniyetin rüzgârı esen İstanbul, tüm İslam hükümdarlarının içlerinde fethetme arzusu duymalarına neden olan dünyanın merkezi diye tabir elden bir konumdaydı. Yalnız Müslüman hükümdarlar değil, dünya hâkimiyeti hayali olan hükümdarların hayallerini süsleyen bir kentti İstanbul.
   Binlerce yıllık medeniyetlere ev sahipliği yapmış olan İstanbul, dünyanın en büyük devletlerine başkentlik yaptı.
Bizans İmparatorluğunun 11 asırlık başkenti ve Doğu memleketlerinin gıpta ile baktıkları bir şehirdir İstanbul.
   Müslüman toplumlar, Peygamber efendimizin “İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden asker ne güzel askerdir.” müjdesi ile heyecanlanmışlar ve bu müjdenin muhatabı olmak için harekete geçmişlerdi.İlk sefer, Hz. Osman zamanında yapıldı ve bu sefer İstanbul deniz yollarının Müslümanlara açılmasını sağladı.
   İstanbul Fetihten önce 28 kere kuşatılmış, bu kuşatmanın 14’ü Müslümanlar,14’ü ise diğer devletler tarafından gerçekleştirilmiş, fakat bir türlü alınamamıştı.
İstanbul’un fethi için Sultan II. Mehmet, aşılamaz olarak bilinen surları yerle bir edebilmek için o güne kadar görülmemiş büyüklükteki, şahi olarak bilinen topları döktürmüştü.
   Bizans´a denizden gelebilecek yardımları engellemek için Yıldırım Bayezid tarafından inşa edilmiş olan Anadolu Hisarı´nın karşısına Rumeli Hisarı´nı yaptırdı.
İstanbul´u fethetmekte kararlı olan II. Mehmet, karadan ve denizden kuşatılması gereken bu şehir için her türlü tedbiri almıştı, "Ya ben İstanbul´u alırım, ya da İstanbul beni." diyordu.
   Donanmayı bir gecede karadan yürüterek Dolmabahçe´den Haliç´e indirmeyi başardı. 6 Nisan’da başlayan kuşatma 53 gün sürdü ve 29 Mayıs 1453’te İstanbul fethedildi.
   Surlara Tevhid Bayrağı´nı dikme şerefi ise Ulubatlı Hasan´ın oldu. Genç Ulubatlı, bayrağı dikmek için mücadele ederken yoğun bir ok yağmuruna maruz kalmasına rağmen, azim ve kararlılığından hiç bir şey kaybetmiyor, bayrağı burçlara diktikten sonra şehitlik mertebesine yükseliyordu.
İşte şairin mısraları;

Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin… Millet yürüyecek arkandan
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan’dan
Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın
Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek
Dağlardan çektirirler, kalyonlar çekilecek
Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek
Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın
   
   II. Mehmet, önde hocası Akşemsettin olduğu halde, coşkulu bir törenle İstanbul´a giriyordu. Bizans halkı yollara dökülmüş, genç Fatih´i selamlıyor, üzerine çiçekler atarak bir devri açıp bir devri kapayan bu genç hükümdarı tebrik ediyorlardı.
   Bu fethin sadece Türk tarihinde değil dünya tarihinde de birçok önemli sonuçları olmuştur. O zamana kadar sadece bir devlet olan Osmanlı, artık bir imparatorluk olmuş, başkent Edirne’den şehirler sultanı İstanbul’a taşınmasıyla Ortaçağ kapanıp Yeniçağ başlamıştır.
   Henüz 21 yaşında olan Sultan II. Mehmet, “fetheden, çağ açan hükümdar” anlamına gelen Fatih Sultan Mehmet olarak anılmaya başlamıştır.
   Büyük Atatürk Fatih Sultan Mehmet için; “Fatih sadece bir Türk büyüğü değil, Cihan tarihinde de en büyük adamdır.” diyordu.
  Fatih Sultan Mehmet, bu büyük ve kutsal zaferle bin yıllık Bizans imparatorluğunu bir daha dirilmemek üzere tarihin derinliklerine gömmüştür.  
   Bu nedenle Türk ve Dünya tarihini etkileyen bu önemli fethi, her yılın 29 Mayıs günü, aynı coşku ve sevinçle kutluyoruz.
   Bu büyük zaferimizi tanıtalım ki gençlerimiz “inançları uğrunda fedakârlık yapabilme” zevkini tatsınlar. Kahramanlarımızı tanıtalım ki, her gencimiz "Fatih, Mustafa Kemal, Ulubatlı, Kanuni, Yıldırım, Yavuz, Seyyid Onbaşı" olmaya özensin.
   Fedai olmadan fetih olmaz. Can feda etmeden vatan korunmaz. Uğrunda ölünebilen davalar ebedî olarak yaşar. Bu vatan toprakları kanlar dökülerek, canlar verilerek şehit olunarak alındı. Vatan toprağı kutsaldır, uğrunda şehit vermeye de şehit olmaya da değer.

İbrahim KAÇIRAN
Kurucu