Tüm Haberler
Tüm Duyurular

EĞİTİMİN DAVOSU ANTALYA
<< Geri Dön



     30–31 Ocak 2009 tarihlerinde Antalya’da Türkiye Özel Okullar Birliği tarafından “2023 Eğitim Vizyonu Sempozyumu” düzenlendi. Sempozyuma başta Milli Eğitim Bakanı Doç. Dr. Hüseyin Çelik olmak üzere, Türkiye Özel Okullar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Rüstem Eyüboğlu,  komisyon üyelerinden CHP Sinop Milletvekili Engin Altay ve MHP Mersin Milletvekili Prof. Dr. Akif Akkuş, Talim ve Terbiye Kurulu Eski Başkanı, İstanbul Üniversitesi H.Ali Yücel Eğitim Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. İrfan Erdoğan, Talim Terbiye Kurulu Eski Üyesi Necdet Sakaoğlu,  MEB Eski Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Bircan, M. E. B. Okul Öncesi Eğitimi Genel Müdürü Remzi İnanlı, İlköğretim Genel Müdürü İbrahim Er, M. E. B. Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Mehmet Küçük ve ismini yazamadığım birçok bürokrat, çeşitli üniversitelerden profesörler, eğitimciler katıldı ve çok değerli görüşleriyle sempozyuma katkıda bulundular.
       Sempozyumun ana teması “Cumhuriyetimizin 100. Yılında Yani 2023’te Eğitimimizde Hedeflenen Noktalardı. Eğitim Politikaları, 2023’e Doğru İhtiyaç Duyulacak İnsan Tipi, Tarihsel Bir Analiz, Eğitimde 1923’ten bugüne, bugünden 2023’e Gelişmeler ve Öngörüler” “ olarak belirlenmişti.
       Diğer konular ise, Türk Milli Eğitim Sisteminin Yapısal Sorunları, Yönetim, Maliye, Eğitim, Bilim ve Teknoloji Vizyonu, Okul Öncesi, İlköğretim ve Ortaöğretim Kurumlarının Geleceği, Türkiye’de Yüksek Öğretimde Yeniden Yapılanma Gereği, 2023’e Doğru Özel Okullar” konu başlıklarının bazılarıydı.
       Sempozyum çok başarılı sunumlar düşünceler ve planlamalarla oldukça geniş ve ilgi çekici konulardan oluştu. Yeniden yapılanmak, kötü giden bazı şeylerin düzeltilmesi içindir. Her yıl törenlerde yaptığımız umut dolu konuşmalarla açtığımız eğitim sistemimiz, yılsonlarında mezunlarını, üniversitenin dışına iterek, kahve köşelerine atmaktadır.
       Yapmamız gereken şey bugün dünyada eğitim alanında kendisini ispatlayan eğitim modellerini irdeleyerek, en kısa sürede yapısal değişikliklerle, Çağdaş Eğitim’in önünü açmaktır. Türkiye’yi dünya sorunlarına çözüm üretebilen, tartışabilen, bilim ve teknolojiye önem veren bir eğitim sistemiyle, dünyada parmakla gösterilir ülkeler arasına getirmektir.
       Aksi bir düşünce, yine milyonlarca öğrencinin umutlarını suya düşürmek ve kısır döngü içinde dolanıp durulan bir sistemi yaratmış olmaktır.
       Her şeyden önce şunu belirtmem gerekir ki; eğitim her durumda  ve zamanda değişimi ve beraberinde gelişmeyi   sağladığı sürece  etkili ve verimli olur. Aksi  ise düşünülmemelidir.
       Eğitim sistemi ve hedefleri çağın ihtiyaçlarına uygun  gerçekçi ve faydalı olabilmeli, bütün bunlarla beraber eğitimin veya programının hazırlanmasında çevre şartları, insanların değer yargıları, ekonomik şartlar  ve hedef kitlenin algılama kapasitesi iyice irdelenmeli;  uygun şartlarda bir eğitim yürütülmeli programlama da ona göre yapılmalıdır.
       Diğer önemli bir konu  ise  bir eğitim sistem veya  programının hitap edeceği kitlenin milli ve manevi değerlerine uygun olup olmadığıdır. Bu konuda ulusal planda göz ardı edilmemelidir.
      Sempozyumun sonuç bildirgesi ümit vericiydi.
      İşte Umutlandıran Sempozyumun Sonuç Bildirgesi;

  1. Cumhuriyetimizin 100.yılını kutlayacağımız 2023 yılında Türk Eğitim Sisteminin temel referansının, Cumhuriyetin kuruluş felsefesinde yer alan ilke ve değerler olacağına inancımız tamdır.
  2. Türk gençlerinin ana dili Türkçeyi en doğru ve yetkin bir şekilde öğrenmeleri, ilköğretim ve ortaöğretimde iki yabancı dili bilerek yetiştirmeleri esas alınmalıdır.
  3. Demokratik, laik, farklı kültürlere hoş görülü insan haklarına saygılı bir kuşak yetiştirmektir.
  4. Eğitim sistemimiz, okulöncesi eğitimden yüksek öğretime bütün kademelerde talepleri ve ihtiyaçları karşılayabilecek kapasiteye kavuşturulmalıdır. 2003’de çağ nüfusunun %100’ü etkin okuryazar, bilişim okuryazarı olarak yetiştirilmelidir.
  5. Avrupa Birliğine tam üyelik hedefi doğrultusunda eğitim sistemimiz de AB ülkeleri ile uyumlu hale gelmelidir.
  6. Türk Eğitim Sistemi 2023’e doğru erişeceği nitelik düzeyi sonucunda uluslar arası düzeyde talep duyulan bir sistem olmalıdır.
  7. İlköğretimden yükseköğretime kademeler arasında bir sistem bütünlüğünü gerektirecek şekilde ilişki ve etkileşim olmalıdır.
  8. Özel okulların eğitim sistemimiz içindeki oranı Avrupa Birliği ülkelerindeki gibi en az % 25’lere ulaşmalıdır.
  9. Özel teşebbüsün eğitim yatırımına girmesi ve hali hazırdakilerin büyüyebilmesi için hizmet satın alma ve vergi muafiyeti (SGK primleri ve muhtasarın devlet tarafından ödenmesi) şeklinde teşvik mekanizmaları acilen işbirliği ve eşgüdüm içinde harekete geçirilmelidir.

        Cumhuriyetimizin 100. yılı olan 20023’e Türk Milli Eğitim sistemimizin ihtiyaç duyduğu insan tipini yetiştirmiş ve arzu edilen noktaya gelmiş olarak girmeyi ümit ediyorum.



İbrahim KAÇIRAN
Kurucu