Tüm Haberler
Tüm Duyurular

HAYAT ACIMASIZ BİR ÖYKÜDÜR
<< Geri Dön



Aylardan Ocak…
     Toprağa dokunmak, güneşi koklamak, özgürlüğe selam vermek istediğimde, akarım ağaçların rüzgârla dans ettiği doğaya.  Çünkü mutluyum doğada kuşlar kanat çırparken, uçuşan kar tanelerini seyrederken…
      Ocak ayının soğuk bir gününde kara kış bütün haşmetiyle devam ederken, bu özlemimi gidermek için yine doğa ile baş başaydım.  Yüksek bir yere çıktım şöyle bir gökyüzüne doğru baktım. Kar, fırtına, boran olurken, rüzgâr da hafiften ıslık çalıyor bilmediğim nağmeleri kulağıma fısıldıyordu... Ağaçların dalları adeta bir orkestra oluşturmuşçasına rüzgârın nağmelerine eşlik ediyordu. Evlerin bacalarından çıkan duman, rüzgârla savrularak gözden kayboluyordu. Bu gece kim bilir kaç çocuk üşüyecek, yorgana sarılarak ısınmaya çalışacak diye düşündüm.
     Aylardan Ocak…
     Sonra terk ettim toprağın sıcaklığını şefkatini, kar tanelerinin arasına karışarak kente doğru ilerledim. Sarı Konaklar civarında kömür tozlarının döküldüğü yerde, yaşlı bir çift ve genç bir delikanlı zamanla yarışır gibi bir şeyler yapıyorlardı. Dikkatli baktığımda rüzgâra baş kaldırırcasına kömür küllerini eleyerek torbalara doldurduklarını fark ettim…
     Üçü de yaşama sımsıkı tutunmuştu… Gökyüzünde çığlık atarak yuvalarına doğru uçan kuşların kanat çırpmalarına aldırış etmeden işlerini yapıyorlardı.
     Sırça köşkte oturanlar ve kömür dağıtan politikacılar bu üşüyen ellerden habersizdi belli ki, onlar kimse tarafından fark edilmemişti. Ama yine de çalıp çırpmadan onurlarıyla eledikleri üç beş kilo kömürle o gece ısınacaklardı.
     Bu asil insanların davranışı, ihalelere fesat karıştırarak ya da çalıp çırparak devletin sırtından milyonlarca lira haksız kazanç sağlayanların yüzüne indirilmiş bir tokat gibiydi.
     Anladım ki, bu ülkede ihtiyacı olanlar değil, ihtiyacı olmayanlar tüyü bitmemiş yetimin hakkına göz dikiyor. Ne olurdu sanki onlar da yoksullarımız kadar onurlu olabilselerdi. Fakir fukara nutukları sadece içi boş bir masaldan ibaret olmasaydı…
     Bunları düşünürken,  akşamın alacasında gökyüzünde sanki beyaz kelebekler uçuşuyordu. Her yer bembeyazdı, arabamı sarmaladı şefkatle, sardı sevgiyle kar taneleri beni… Farın ışığında beyaz taneciklerin dans ederek yere düşmesi görmeye değerdi…
     Radyoyu açtım, Gazze’den yükselen feryatları veriyordu. İsrail, camileri, okulları, hastaneleri, ambulansları, doktorları, evinde uyuyan bebekleri misket bombalarıyla vuruyordu. Artık ölü ve yaralılar değil, sağlar sayılıyordu, kaç kişi kaldı diye…
     Gazze halkı kanadı kırık bir güvercin kadar çaresizdi, kader onları kuru bir yaprak gibi savuruyordu.
     Artık her fırsatta tekrarlanan “barış, sevgi, kardeşlik ve insan hakları” gibi sahte sözcükleri duyduğumda gülüp geçeceğim. Bunları söyleyen ülke, sivil toplum örgütü, diğer kurum ve kuruluşlar, her kim olursa olsun artık inanmayacağım.  
     Aylardan Ocak…
     Karakış alabildiğince hükmünü sürdürmeye devam ediyor. Radyo haberleri Ankara da 7 gencin ölümünden sonra, İstanbul’da da bir anne ile kızın doğalgazdan zehirlendiğini söylüyordu.
     Haberler devam ediyordu, bir Mehmetçik şehit, yine trafik kazası bilmem ne kadar ölü ve yaralı, krizden etkilenen iş adamı intihar etti, Filistinli çocuklarda boğmaca salgını, tabi çocuk kaldıysa…
     Bir tarafta 2008’i daha henüz geride bırakmışken, bir yaş daha büyümenin hüznüne bile tahammül edemeyenler, diğer taraftan can pazarı yaşayanlar…
     Bu soğuk ocak akşamında birçok duyguyu aynı anda yaşadım. Ölümün soğuk yüzünü, hüznü, vahşeti, özgürlüğü, sıcak bir yuvanın kıymetini… Her şeye rağmen, kara kışa inat!
     O gece üşüyen eller ile yanan yüreğimin arasındaki ince çizgide kaldım. Vefa, sağlık, sevinç, üzüntü, sevgi ve hatıralarımın hesabını yorgun yılların insafına bıraktım…
     Bu dünyada her şey var aslında, tek eksik olan “sevgi” galiba! Çünkü yüreğinde zerre kadar sevgi taşıyan bunları yapmaz, yapamaz… 
     Yazımı Nesimi Çimen’in bir şiirinden aldığım dizelerle bitiriyor bu şiirin vicdansızların yüreğine damla damla akmasını ve yaptıkları zulmün bir an önce sonlanmasını diliyorum.

Dünya cennet olsun yaşasın insan
Gelin barışalım dökülmesin kan
Son bulsun savaşlar kesilsin figan
Barış güvercini uçsun dünyada

İnsancıl insanlar barıştan yana
Ancak zalim olan kıyar insana
Barış aşkı yayılmalı cihana
Barış güvercini uçsun dünyada


İbrahim Kaçıran
Kurucu