Tüm Haberler
Tüm Duyurular

ÖZÜR KAMPANYASI
<< Geri Dön



    Bilindiği gibi malum bir grup, “1915’te Osmanlı Ermenilerinin maruz kaldığı felakete duyarsız kalınmasını, bunun inkâr edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygularını ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum” şeklinde bir bildiri yayımladılar. Bu bildiriyi yayımlayanlar kendilerine bir de sıfat buldular: “Aydın” evet yanlış okumadınız:“Aydın!”  
     Bu girişim bana Mevlana Hazretlerinin “Bir lafa bakarım laf mı diye / Bir de söyleyene bakarım adam mı diye” sözünü hatırlattı. Bu asil millet önce bunları kimin söylediğine bakar. Ben kendi adıma şaşırmadım, çünkü ben bunları tanıyorum, ama aydın olarak değil tabi. Aydın olmanın sarsılmaz özelikleri vardır. Öyle yağma yok, her önüne gelen adam “Ben aydınım.” diye ortada gezemez. Önce adam olunur sonra da “aydın”… 
     Hrant Dink’in ölümüne kadar hiç kimseyi dili, dini, rengi, ırkı sonuç itibariyle etnik kökeni ile değerlendirmemiştim. Ama Hrant’ın ölümünü istismar edenleri, siyasallaştıranları, hatta cenazesinden bile nem alananları görünce, maalesef bu inancımın yarısını, yukarıdaki imza kampanyasından sonra da diğer yarısını kaybettim.
     Artık bana ister radikal milliyetçi, ister kafatasçı desinler umurumda bile değil. Milletime, tarihime, bayrağıma, milli ve manevi değerlerime saygı duymayanlara ben de saygı duymayacağım. 
     Peki, bu kampanyanın senaristleri kim? Kim olduklarını söyleyeyim size:
     Bir: Büyük Atatürk’ün Anadolu’da onlara verdiği dersi içine sindiremeyip bugün o intikamın peşinde olanlardır.
     İki: Türkler binlerce Ermeni’yi katletti,dediği için ödüllendirilenler ve yandaşlarıdır.
     Üç: Türk ve Müslüman olmaktan utananlardır.
     Dört: Öldüklerinde cenazelerinin kiliseden bir papaz ya da haham tarafından kaldırılmasını isteyenlerdir.
     Beş: Türkiye’nin bölünmesini isteyenlerdir.
     Altı: Türk adaletine güvenmeyip, uluslararası mahkemelerde hak arayanlardır.
     Yedi: Askerlik yapmamak için TSK’yi  AİHM’ye şikâyet edenlerdir.
     Sekiz: Öldürülmüş onlarca diplomatın eşleri ve çocuklarının çektikleri acılardan zerre kadar rahatsızlık duymayıp,”Hepimiz Hrant’ız” diyenlerdir.
     Dokuz: Malta’da Türk bayrağını çiğneyen bir papazın heykeline selam duranlardır.  
     On: Kıbrıs’ta, Hocalı’da, Anadolu’da ve Balkanlar’da soykırıma uğrayan Türkler olduğu halde dünya kamuoyunu yanıltarak sanki bu katliamı Türkler yapmış izlenimini vermek isteyen sözde aydınlardır!
     On bir: Ecdadım Viyana’yı kuşatıp oraya hoşgörü ve medeniyet götürürken, Napolyon Viyana’yı yakıp yıktığı halde yine de “Sizin orada ne işiniz vardı!” diyenlerdir.
     On iki: Üç kıtanın hâkimi iken, bir küçük yarımada da bile yaşamayı Türklere çok görenlerdir.
     On üç: 1915’te camilere doldurulup yakılan Müslüman Türklerin bu katliama maruz kalması karşısında bugüne kadar sessiz kalanlardır.
     On dört: Ermenilerin saldırısı ve işgali üzerine yerinden yurdundan olmuş olan Azerbaycan’daki bir milyonu aşkın “Kaçkın”ın çektiği acıları görmezlikten gelenlerdir.
     On beş:1974’ten önce Kıbrıs’ta Yunan Mezalimi’ne karşı kılını kıpırdatmayanlardır.
     On atlı: Daha geçtiğimiz hafta İsrail, Filistin topraklarını oluşturan Gazze Şeridi’ne 200 adet Katyuşa roketi atarak 200 kişinin ölümüne 300 kişinin de yaralanmasına neden olan saldırıyı kınama zahmetinde bile bulunmayanlardır.
      Beyler, Türkiye’nin ekmeğini yiyeceksiniz, bütün imkânlarından en üst düzeyde yararlanacaksınız, hatta bu ülkede milletvekili, iş adamı, sivil toplum örgütü başkanı, olacaksınız. Sonra da özür dilediklerinizin öldürdüğü, yok ettiği ya da yaktığı şehitler de sizi hiç ilgilendirmeyecek, sadece onların sözde hakları sizi ilgilendirecek öyle mi? Bu nasıl vicdan, bu nasıl insan hakları? 
     Bunları iyi tanıyın! Bunlar Anadolu’da ülkemizi işgal eden şer güçleri ve işbirlikçilerini doğduğuna pişman eden Gazi Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşlarını “ülkelerini savundular” diye günün birinde AİHM’ ye şikâyet ederlerse hiç şaşırmam. Fırsatını buldukları an bunu da yapacaklardır. İnanın, Atatürk bir “Tabu” olduğu için saldıramıyorlar, dava edemiyorlar, bunların asıl gizli amacı Ulu Önderimizdir.
     Aslında bu işbirlikçi ve mandacıların, tavırlarından yararlanmak gerekir. Bu davranışları eninde sonunda Türk milletinin uyanmasına sebep olacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.
     Vatanını, milletini, bayrağını seven herkese merhum Mehmet Akif Ersoy’un şu dizelerini hatırlatmak isterim:
 
     "Sahipsiz olan memleketin batması haktır
       Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır."

İbrahim KAÇIRAN
Kurucu