Tüm Haberler
Tüm Duyurular

ŞEB-İ ARUZ
<< Geri Dön



      İnsanların; maneviyatı, bizi ayakta tutan değerleri, neredeyse unuttuğu bir zamana geldik. Oysa biz millet olarak maneviyatla büyüdük, sevgiyle yüceldik. Bu topraklar Mevlanalara, Yunus Emrelere, Hacı Bektaşlara, Pir Sultanlara ev sahipliği yapmadı mı?
     "İnsan yaratılmışların en şereflisidir" düsturuyla her dilden, her dinden, her renkten insanı kucaklayan Hz. Mevlana sevginin, barışın, kardeşliğin, hoşgörünün sembolü değil miydi?
“Adımız miskindir bizim 
  Düşmanımız kindir bizim 
  Biz kimseye kin tutmayız 
  Kamu âlem birdir bize”  dizelerini dile getiren Yunus Emre, barış için sevgi için kardeşlik için bu topraklarda yollara düşmemiş miydi?  Ya Pir Sultan’ın “Gelin canlar bir olalım” sözünü hiç mi yorumlayamadık yüreklerimizde.
     Sevgiyi kalplerinden silenler, hep tarihin sayfalarından silindiler. Mevlana "Firavun, ben Tanrıyım dedi alçaldı; Mansur, ben hakkım dedi, kurtuldu." demiş. Alçalmak ile kurtulmak arasındaki ince sınır işte burada gizli değil mi? 
     Hz. İbrahim’in atıldığı ateşi gül bahçesine döndüren sevgi değil mi? Ferhat’a dağları deldiren; Mevlana’yı hamken pişiren, yakan neydi sizce? Sevginin kuruduğu bahçelerde savaş çalıları bitmiyor mu? Sevginin tükendiği yerde zulüm büyümüyor mu? Neden hala bunun farkına varamıyoruz?        
     Ecdadımızın sevgiyle barışla hüküm sürdüğü bu topraklarda bugün neden değerlerimizi yozlaştırdık anlayamıyorum. Sevgi, saygı, hoşgörü, merhamet, yardımseverlik duygusu, neden yok oldu? 
 Dürüstlük, Erdemlilik, namus, haysiyet, şeref, onur, neden yerlerde sürünüyor? Bizi bu günlere taşıyan ecdadımıza minnet borcumuzu böyle mi ödeyecektik?    
     Geçen hafta Şeb-i Aruz törenlerinin yapıldığı haftaydı. Yüce insan Mevlana’nın ölüm yıldönümüydü yani. Sevgiliye kavuşma günü, düğün gecem dediği ölüm günü… Neyzenler acı acı çaldı, sema gösterileri yapıldı, Mevlana’nın evrenselleşen güzel sözleri tekrarlandı:
”Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
  İster kâfir, ister Mecusi,
  İster puta tapan ol yine gel,
  Bizim dergâhımız, ümitsizlik dergâhı değildir, 
  Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel…” diyerek bütün insanlığa sahip çıkan yüce insanın anıldığı günde ecdada layık olamadığımızı gördüm.
     Bizi özümüzden uzaklaştırıp kardeşi kardeşe vurduranlar, kutsal değerlerimizi basitleştirerek sahip çıkmayanlar; vatan, bayrak, namus, din kavramlarını hiçe sayanlar sözüm size:”Ecdadın kemiklerini sızlattığınız için yüreğiniz hiç mi sızlamıyor?”
     Mevlana’nın meşhur öğüdü ki dil’e düşer ve özümüze dönmemizin yankısını duyurur kulaklarımıza ve tüm benliğimize…
     Cömertlik ve yardım etmekte akarsu gibi ol,
     Şefkat ve merhamette güneş gibi ol,
     Başkalarının kusurunu örtmekte gece gibi ol,
     Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol,
     Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol,
     Hoşgörülü olmakta deniz gibi ol,
     Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol.

İbrahim KAÇIRAN
Kurucu