Tüm Haberler
Tüm Duyurular

ÖĞRETMENLER GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN
<< Geri Dön



     Bu yıl, Atatürk’e “Başöğretmen” ünvanı verilişinin 80.’inci ve bu günün öğretmenler günü olarak kutlanmaya başlanmasının 27’nci yılını kutlamanın onurunu hep birlikte yaşıyoruz.
     Bu günde öğretmenin toplum içindeki yeri, değeri belirtilir. Öğretmen sorunları dile getirilir. Eğitime, öğretime hizmet etmiş, saygınlık kazanmış öğretmenler anılır. Öğretmenlerin gençlerin yetişmesindeki katkıları anlatılır. Bazılarının sadece bir görevi yerine getirmek için bize övgü dolu süslü sözler söylemesi adettendir.
     Kıymetli meslektaşlarım, bizleri kimin hatırlaması ya da hatırlamaması hiç de önemli değildir. Biz öğretmenlere düşen esas görev, başöğretmen Atatürk’ün yaktığı meşaleyi yurt sathında dalga dalga yaymak olmalıdır.
     Öğretmen; yapıcı ve yaratıcıdır. İnsan haklarına saygılıdır. Öğretmen özverili, çevreye güven ve inanç veren, içi insan sevgisiyle dolu bir kişidir. Atatürk: "Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır." demekle öğretmene yüklediği sorumluluğu ve değeri anlatmıştır.
     Bizler, öğrencileri eğitmeyi meslek edinen, eğitim kurumlarında öğrencilerin eğitim öğretimlerine rehberlik eden, onlara yön veren ve yaşama hazırlayan fikir işçileriyiz.
     Bizler toplumun her kesimi ile dayanışma içerisinde olmalıyız ve onlarla bağlarımızı güçlendirmek için çaba sarf etmeliyiz. Yeni atanmış öğretmenlere mesleklerinin kutsal olduğunu anlatmalı ve bu bilince varmalarını sağlamalı ve onlara rehberlik yapmalıyız.
     Bu çaba gereklidir, zira öğretmenlik mesleğinin yüceltilmesi noktasında öğretmenin toplumdaki yeri ve değeri layık olduğu seviyeye ulaştırılmadan, sadece eğitimde değil hiçbir alanda sağlıklı gelişim ve ilerlemeler, atılımlar yapılamayacağı unutulmamalıdır. Çünkü kalkınmanın temel şartı eğitim ve öğretimdir.
     Öyleyse öğretmenler toplumların özüdür, hücresidir, hayati organlarıdır. Bu nedenle her öğretmen yarınlara hazır olmanın gayret ve çabası içerisinde olmalıdır. Dinamik bir toplum için dinamik bireyler yetiştirmek her zaman olduğu gibi bugün de bir zorunluluk haline gelmiştir.
     Realite bu iken, bugün ülkemizin içinde bulunduğu vahim durum karşısında öğretmenlerimizin  ve eğitim kurumlarımızın geçmişiyle tekrar yüzleşmesi gerekmektedir. Millet olarak değer ölçülerimizi yeniden gözden geçirmeli ve bu kaos ortamında ne kadar payımız olduğunu düşünmeliyiz.
     Öğretmen sadece öğrencileri sınava hazırlayan test makineleri olmadığının artık farkında olmalı, kendini yarına hazırlamakla yetinmeyerek gençlerimizi vatanın bölünmez bütünlüğü konusunda da yetiştirmekle  yükümlü olduğunu unutmamalıdır.
     Alevlerin yükseldiği, devlete meydan okunduğu, kentlerin tahrip edildiği yerler ülkemizin birer parçası değil midir? Tarihin hangi döneminde bu yerlere öğretmen gönderilmedi ki…
     Peki, gönderildiyse, bu insanları neden kazanamadık? Bizi bölmek isteyen iç ve dış güçlerin amacını gençlerimize neden anlatamadık? Güzel ülkemizin bir bütün olduğunu nakış nakış körpecik beyinlere neden işleyemedik? Öncelikle ülkemiz adına sorumluluk hisseden herkesin bu sorumluluğu vicdanında taşıması bir vatan borcudur.
     Burada önemli olan şey herkesin ama herkesin, ister birey; ister kurum olsun üstüne düşeni yapması ve gençlerimizle milli mutabakat konusunda aynı eksende kesişmesidir.
     Bir bedel ödenecekse ki, millet olarak ödedik, hala da ödemeye devam ediyoruz. Bir daha ödememek için ne gibi tedbirler almamız gerektiğine bakmalı ve tarihten ders almalıyız, zira tarih tekerrürden ibarettir. Nerde hata yaptığımıza bakmalıyız.
     Çünkü ülke sınırları tel örgülerle korunamaz,  yetmiş milyon insanımızın kol kola girmesiyle, ülkemizin batıdan doğuya, kuzeyden güneye kadar, dil, din, ırk, etnik kökenine bakılmadan aynı egemenliğe tabi tek bayrak altında yaşayarak üniter devlet yapımızı koruyabiliriz. Ancak bu da öğretmenlerimizin gençlerimize içten ve dıştan gelebilecek tehlikeleri iyi anlatmasıyla mümkündür.
     Bir milletin milli, ahlâki ve kültürel yönden güçlü ve medeniyet bakımından kalkınmış olması öğretmenlerinin üstün çalışmalarına bağlıdır. Milli birlik ve beraberliğimizin teminatı öğretmenlerdir.
     Bu duygu ve düşüncelerle ebediyete intikal etmiş bütün öğretmenlere Allahtan rahmet, emeklilere huzur dolu bir yaşam diler, hayatta olanların 24 Kasım öğretmenler gününü kutlarım.

“Vatan sağlık gibidir değeri kaybedilince anlaşılır”

İbrahim KAÇIRAN
Kurucu

Bilindiği üzere, Millet Mektepleri´nin açılışı ve Atatürk´ün Başöğretmenliği kabul tarihi olan 24 Kasım tarihi, 1981 yılından beri Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır.     Öğretmen, geçmişin öğreticisi, geleceğin kurucusudur. Sokrates