Tüm Haberler
Tüm Duyurular

KİTAP OKUMA ALIŞKANLIĞI
<< Geri Dön



Okumak bir deva, anlamak bir şifadır 
R  Necdet Evrimer

Kitap okuma ile ilgili çok güzel deyişler vardır:
“Her kitapta en az bir güzel kelime vardır,
 Ben kitapsız yaşayamam, kitaplar solmayan çiçeklerdir,
 Bilginin insana verdiği mutluluk ne para ne de servet ile    sağlanabilir, okumayı hiçbir servetime değişemem
 Kitaplar sessiz öğretmenlerdir…”
      İslam dini de “Beşikten mezara kadar oku”, “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?” şeklinde öğrenmeye vurgu yapmıştır. Yine, İbn-i Sina, Gecelerim hep okumakla geçerdi, Kâtip Çelebi mumlar tükenir, güneş, doğar ve ben hala okurdum diyerek okumanın önemini ortaya koyarken, Montesquie ise,  Okuma ile üzüntülerimi gideriyorum, demiştir
     Görüldüğü gibi nereden bakılırsa bakılsın kitap okumak yaşamın farkına varmak, olayları sentezlemek ve analiz etmek demektir. Dolayısıyla geniş kelime dağarcığı, insanın daha fazla kavramla düşünebilmesini de sağlar, düşünce kapasitesini geliştirir, kültür düzeyini artırır.
     Elbette toplum olarak okumalıyız ama en çok eğitimcilerin yani işi öğretmek olanların okuması gerekir ki bu da bir görevdir hatta bir zorunluluktur. Öğrenmeyen insan nasıl öğretir ki? Önce öğreneceğiz sonra öğreteceğiz. Aksi takdirde salt fakülte bilgileriyle yeni nesli bilim çağına taşımak mümkün olmaz.
     Bu olayın bir boyutudur, diğer boyutu da model olmaktır ki, bu da en az diğer boyut kadar önemlidir. Çünkü okumayan bir öğretmen öğrencilerinden kitap okumasını isteyemez.
     Maalesef öğrencileri kitap okumaya teşvik edemez duruma gelmişiz. Bir taraftan sistemin getirdiği müfredat’ın ağırlığı, diğer taraftan kitap okuma alışkanlığı olmayan bir eğitimci ordusu arasında sıkışıp kalan gençlik matematik, fen bilgisi, sosyal netlerimi ne kadar yükseltebilirim kaygısı içerisindedir.
     Oysa öğrencilerimiz daha sahaya çıkmadan bir sıfır yenik başladıklarının farkında bile değiller. Çünkü tüm dersler için netlerini daha da yükseltebilmenin yolunun okumaktan geçtiğini bilmedikleri gibi öğretenleri de yok.
     Bazı öğretmenlerimizin “Hayır ben tüm derslerde başarılı olmanın yolu bol okumadan geçer diyorum”  dediklerini duyar gibiyim. Ama öğretmenimin de sadece “oku” demekle bunun gerçekleşmeyeceğini bilmesi gerekir. Okumak bir yaşam biçimi haline getirilirse ancak o zaman sonuç alınabilir.
     Yoksa her öğretmen ve ebeveyn çocuklarına “ders çalış” diyor peki çalışıyorlar mı? Cevap kocaman hayır! Öyleyse “kitap oku” dediğimizde de okumayacaklardır.
    
     Peki, ne yapmalıyız diyorsanız, İşte birkaç öneri:

1-Önce siz, ebeveyn ve öğretmenler okuyarak örnek olacaksınız.
2-Kimsenin bir başkasına dayatarak bir şey yaptıramayacağını bilmelisiniz.
3- Öğrettiğiniz şeyin onların temel ihtiyaçlarını karşılayıcı olduğuna inandıracaksınız.
4-Onların zevk aldıkları şeyleri daha kolay yapacaklarını bileceksiniz.
5- Onlar kendilerinden yapılmasını istenenle, faydalı olduğuna inandıkları şey arasında güçlü bir bağlantı olduğuna inanacaklar bunu unutmamalısınız.
6- Onların televizyon izlemesini istemiyorsanız siz de izlememelisiniz.
7-Kitap üzerinde sohbetler yapmalısınız.
8-Özel günlerde aldığınız hediyelerin bir kısmının da kitap olmasına dikkat etmelisiniz.
9-Onları sinemaya, maça, tiyatroya, pizzacıya götürürken arada bir de kütüphaneye götürmelisiniz.

     Hepinize bol kitaplar diliyorum.

İbrahim KAÇIRAN
Kurucu