Tüm Haberler
Tüm Duyurular

BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN
<< Geri Dön



Doğruluk sonsuzluğun güneşidir. Nasıl olsa doğar. Wendel phillips

     Rahmet, mağfiret ve cehennemden kurtuluş olan ramazan ayını oruç ibadetinin verdiği dinginlikle geçirip, sevinçlerin doruğa çıktığı bayrama bizleri ulaştırdığı için yüce rabbime hamd-ü senalar olsun.
     İslam öyle bir din ki, barışı ibadet sayan, çevresine huzur yayan, herkesi kendi nefsiyle, ailesiyle, çevresiyle, toplumuyla barışık olmaya davet eden yüce bir olgunun adıdır.
     O, Öyle bir din ki, insanlara, özü sözü bir olmayı, toplumsal kurallara uymayı, yetim hakkını yememeyi,  doğru ve iyi ahlak sahibi olmayı, gıybet yapmamayı emreden kutsal bir inancın adıdır. Özetle, güzelliğin adıdır, doğruluğun adıdır, hakkın, haklının ve mananın adıdır.
     İşte bu hafta idrak edeceğimiz Ramazan Bayramı, böyle yüce bir dinin, tüm Müslümanlara kutsal armağanıdır. Bu bayramda aileler sevdikleriyle buluşacak, analar kınalı kuzularına sarılacak, çocuklar yeni giysiler içerisinde babalarıyla bayram ziyaretlerinde bulunacaklar.
     Peki ya, “Babam bu bayram gelecek mi anne? Sen neden hep ağlıyorsun? Hani babam söz vermişti gelirken doğum günü hediyemi de getirecekti. Belki uçurtma da getirir değil mi anne? Salarım uçurtmamı göklere bütün çocuklara babalarından haber getirsin diye…”   
     “Babam bu Bayram geleceğini söylemişti anne. Benim babam sözünde durur anne. Belki gelir ben uyuyor olabilirim anne. Bayramlıklarımı giyeyim de beni böyle görsün üzülmesin anne. Olur mu anne?”
     “Yok, yok anladım ben anne, babam bu bayram gelmeyecek. Sonraki bayram da gelmeyecek. Ondan sonra da gelmeyecek. Anne babam hiçbir bayramda gelmeyecek değil mi? O zaman anne bayramda bize hiç gelmeyecek” diyen şehit çocukları bayramda kime baba diyecekler? 
     Bu gidişatın sonu nereye varacak, bu kaos ne zaman sona erecek?  Gerek siyasette, gerek ekonomide gerekse vatanın bölünmez bütünlüğü konusunda büyük bir aymazlık içerisindesiniz.
     Bu akan kanı neden durdurmuyorsunuz, bu gidişata neden dur demiyorsunuz? Elbette,  vatan savunması kutsaldır, ölmek gerekiyorsa ölünür diyorsanız, hay hay buna kimsenin itirazı olmaz olamaz da. Ama bu bir seferberlik olsaydı, Çanakkale de, Sakarya da, Dumlupınar da verilen mücadelenin aynısı hatta daha fazlası verilirdi. Ama bu sadece bir terör belasıdır. Bunu durdurmak da sizin asli görevinizdir. On iki eylülden önce terörü bıçak gibi kesen güç şimdi nerede?
     Her ailenin sizin gibi bayram yapmaya hakkı yokumudur? Sizler tatil köylerinde bayramı geçirirken şehit aileleri neden mezarlıklarda geçirsinler?
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir, belki, fakat çekmeye gelmez boyunum.
Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim.
Adam aldırma da geç git, diyemem, aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu…”
     Yukarıdaki dizeleri yazan M. Akif bizim ecdadımız değil mi? Bizler neden atalarımızın haysiyetli yaşamlarına sahip çıkıp da onlar gibi olamadık.
     Ve son sözüm bütün bu şehitlere rağmen teröre karşı duyarsız kalanlar, vicdanınız sizi rahat bırakacaksa ve bugünler sizin için bayramsa, bayramınız mübarek ola!
     Tüm acıların son bulduğu, yüreklerin sevinçle dolduğu, umutların gerçek olduğu, acıların unutulduğu nice bayramlara.

İbrahim KAÇIRAN
Kurucu