Tüm Haberler
Tüm Duyurular

SINAV SEFALET VE REZALETİ
<< Geri Dön



   Mustafa Kemal eğitimle ilgili olarak: "En mühim, en esaslı nokta eğitim meselesidir. Eğitimdir ki bir milleti ya hür, müstakil, şanlı, yüksek cemiyet halinde yaşatır, ya da bir milleti esaret ve sefalete terk eder" der. Bu söz ışığında, geçmişe ve günümüze bir göz attığımızda, eğitimin toplumlar üzerinde bıraktığı olumlu veya olumsuz sonuçlarını açıkça görebiliriz. Kalkınmış, barış ve huzur içerisinde yaşayan toplumların eğitim öğretim düzeylerinin yüksek, fakir veya yöneticilerinin kendi halkıyla kavgalı olduğu ülkelerin ise eğitim konusunda birçok sıkıntıları olduğu muhakkaktır.
     Eğitimin sonuçları, ister kişiler, isterse toplum açısından ele alınsın, sosyal hayata, "davranışlar" olarak yansır. Eğitimin ilk hedefi "davranışları" geliştirmek, son hedefi ise insanoğlunu mutlu kılmaktır. Bir eğitim sistemi tahlil edilecekse bu hedeflerini nasıl gerçekleştirdiği temel alınarak tahlil edilmelidir.  
     Toplumumuzu, okumayan, üretmeyen, düşünmeyen, hazırcı, çıkarcı, gözü kendisinden başkasını görmeyen, yalnızca tüketen ve kirleten fertler yığınına çeviren hangi eğitimdir? Üstelik toplumumuzun büyük çoğunluğu, insanoğlunu ve yeryüzünü karanlıktan aydınlığa çıkaran, emeği ve düşünmeyi yücelten, tembelliğin ve dalkavukluğun bünyesinde yer bulmasının mümkün olmadığı bir dinin mensubu iken.
     Hangi eğitimdir toplumumuzu hoşgörüden uzak, kavgacı, millete ihanet eden, kutsal değerleri hor gören bir topluluğa dönüştüren? Üstelik Osmanlı İmparatorluğu gibi yedi yüz sene yeryüzünün önemli bir kısmına hükmetmiş, gittiği yere barış ve huzur götürmüş bir devletin mirasçısı bir millet iken.
     Toplumumuzun sahip olduğu değerlerin ve kültür seviyesinin mimarı hangi eğitimdir? Mimarideki zevksizliğin, basındaki yanlı davranışın, bilimdeki taklitçiliğin, üretmedeki kısırlığın, okuma yazma oranının yüzde doksan beşlerde olduğu ifade edilmesine rağmen, kitap satış rakamlarının yüzde ikilerde olmasının sebebi nedir? Üstelik gerek mimaride, gerekse fikir hayatında devraldığımız tarih insanoğlunun çok zaman gıpta ile seyrettiği örneklerle dolu iken. 
     Eğer Mustafa Kemal´in dediği gibi ülkenin içinde bulunduğu durumun ve onun diğer ülkeler karşısındaki konumunun sorumlusu gerçekten eğitim ise, bugünün ve geçmişin eğitim mimarlarının topluma bunun hesabını vermeleri gerekir.
     Şimdi sizlere soruyorum: Bir yarışta kaç tane birinci olur? Ve bu birinci nasıl seçilir? Cevaplarınızı duyar gibiyim ama yanılıyorsunuz, cevap bir değil ve en iyi olan değil. Şaşırdınız değil mi?             
     Hafta başında OKS sonuçları açıklandı. Düşünebiliyor musunuz tam 97 tane birinci çıktı. Siz bu kadar önemli dediğimiz eğitim meselesinde öğrencilerimizin geleceğini belirleyecek bir sınav için bile seçici sorular sormaktan aciz kalıyorsunuz. Sonrada birinciyi tespit edebilmek için yaşa bakıyorsunuz, cinsiyete bakıyorsunuz. Kısaca işin suyunu çıkarıyorsunuz. Allah aşkına yaptığınız sınav bilim sınavı mıydı, yoksa yaş tespit etme ya da cinsiyet tespit etme sınavı mıydı? Bu ülkenin eğitiminden sorumlu insanlar olarak topluma bir açıklama yapma zorunluluğunuz var.
     Daha OKS kargaşasının mürekkebi kurumadan “ÖSS hesaplamasında yanlışlık yapıldığı” iddiaları ortaya atıldı. Nerdeyse her yıl ya OKS’ de ya da ÖSS’de, mutlaka buna benzer sorunlar yaşanmaktadır.  
     İnsan haklarının tam anlamıyla uygulandığı ülkelerde bu skandalların bir tanesi bile ilgili bakanın istifa sebebi olabilir. Ülkemin güzel insanlarının da, layık oldukları duyarlı yöneticilere kavuşması dileğiyle…

İbrahim KAÇIRAN
Kurucu