Tüm Haberler
Tüm Duyurular

HAYATA DAİR
<< Geri Dön



    Yaşamı sevmeyen var mı aranızda diye bir soru yöneltsem her halde herkesin cevabı aynı olurdu. Peki bu kadar çok sevdiğinizi düşündüğünüz hayatınızı planlarken yeteri kadar özgür olduğunuzu düşünüyor musunuz? Ya da biliyor musunuz hayatı sevmek insanın kendisini sevmesiyle başlar. Öyleyse neden hayatı yaşamaya kendimizi severek başlamayız? Ve neden hep bizlere dayatılan bir hayatı yaşamak zorunda kalırız. Bir de bunu bize biçilmiş bir kader gibi hemencecik kabullenir ve sineye çekeriz.
     Yaşamın geri dönüşsüz olduğunu, onu erteleyemeyeceğimizi ve başa da saramayacağımızı bildiğimiz halde bize uygun görülen hayatı zoraki yaşarız. Sürekli kendimizden kaçarken ve kendimizi ispat etmenin mücadelesini verirken hayatın bizlere sunduğu çarkların dişleri arasında kalır ve sürekli mücadele ederiz. Bu mücadele ile uğraşırken ertelediğimiz hayatımızın hesabını kimlere soracağımızın da farkına varmayız. Sonra ne mi olur?        
     Çarkın arasında rutinleşmiş dönerken birden duruverir çark, yarı yolda bırakır bizi hayat. İsteklerimiz, ideallerimiz, yaşayamadıklarımız, yüreğimizdeki kocaman boşluklar. Nasıl dolacak artık? Hani planlarımız vardı. Tatile çıkacaktık, balık tutacaktık doyasıya ve denizin sonsuzluğunda kendi sonsuzluğumuzu özümseyecektik, spora başlayacaktık bu bahar, uzun zamandır görüşemediğimiz çocukluk arkadaşlarımızı arayıp buluşacaktık, çok sevdiğimiz kitabı yeniden okuyacaktık, çocuklarımızla, eşimizle, anne babamızla,dostlarımızla daha fazla ilgilenip onlara daha fazla zaman ayıracaktık .
        
     Hiç düşündünüz mü? Kendinizi üzerinize atılmış olan ağdan kurtarıp bütün kalkanlarınızı indirdiğinizde yaşam aynasında ne görüyorsunuz? Tüketmek için bunca acele ettiğiniz takvim yapraklarına, onca hızla çevirdiğiniz akreplere, yelkovanlara, içine gönüllü olarak daldığınız o insafsız çarka, farkına varmadan giriştiğiniz yaşam mücadelesine şöyle uzaktan baktığınızda ne hissediyorsunuz? Siz bulamadıysanız hala ben söyleyeyim. Bir tek sevgi kalacak yaşanmış yıllardan geriye kalan. Bir tek sevgi kalacak bunca telaştan arda kalan… Ötesi yalan.
     Yarını yaşayamayabiliriz , gelecek yıl, gelecek hafta hatta bir saat sonrası… Geriye dönüp baktığımızda pişmanlıklarımız çoğunlukta olmamalı. Ne yaşanması, ne söylenmesi gerekiyorsa, bizi engellemeye çalışanlara inat acele etmeli ve hemen gerçekleştirmeliyiz. Çünkü hayat yaşanmamışlıkların bedelini ödemeyecek bize.
     Şimdi en yakınınızda kim varsa hemen söyleyin onu sevdiğinizi. Çıkarın el değmemiş inciler gibi en kuytularda sakladığınız hiç dokunmadığınız planlarınızı, ideallerinizi, düşlerinizi…
     Yazımı Serdar Göçmen’in hayata dair yazdığı dizeleriyle sonlandırırken sizlere hiç vakit kaybetmemenizi ve hayatı dolu dolu yaşamanızı öneriyorum. Çünkü hiçbir şey kendinizi mutlu etmek kadar haz vermez ve hiçbir şey sizden daha önemli değildir. Sevgiyle kalın.  

Hayat bir umut düşleyebildiğin kadar....
Hayat bir acı dayanabildiğin kadar...
Hayat bir türkü söyleyebildiğin kadar....
Hayat bir bilinç düşünebildiğin kadar...
Hayat bir rüya uyuyabildiğin kadar....

İbrahim KAÇIRAN
Kurucu