Tüm Haberler
Tüm Duyurular

EĞİTİM VE ÖĞRETİMDE NEDEN ETKİLİ DEĞİLİZ
<< Geri Dön



   Eğitim, insanlara planlı bir şekilde bilgi, beceri ve davranış kazandırma, geliştirme ve yetiştirme faaliyeti olarak tanımlanır. Eğitim insan doğduğunda başlar ve ömür boyu sürer. Geleceğin ilimle şekilleneceği, bilgi sahibi olan ve sahip oldukları bilgileri de pratikte uygulayabilen fert ve toplumların, varlıklarını huzur ve mutluluk içinde devam ettirebilecekleri bir gerçektir ve hayat şartları da bunu göstermektedir.
    Geçen haftaki yazımda eğitim sorunlarımız üzerinde durmuştum. Çocuklarımızı hem okul hem de veli olarak eğitim konusunda çok sıkmamıza rağmen yine de çocukların başarılarının AB standartlarının altında olduğunu örneklerle açıklamıştım.
    Öyleyse bir yerlerde yanlış yapıyoruz. Peki, nedir bu yanlışlar? Yapılan yanlışlar çok yönlü olup; sistem, politik yaklaşımlar, öğretmen, idare, öğrenci ve veli kaynaklıdır.
    Sistem o kadar garip ki, X puan alan herkes; ama herkes öğretmen olabiliyor. Bu teşkilatta hasbelkader öğretmen olandan tutun da, sevmediği halde sırf işsiz kalmamak için mesleğe girenlere kadar kimi ararsanız bulabilirsiniz. Siz böyle bir sistem ve kadro ile muassır medeniyet seviyesini yakalayacaksınız ha öylemi! Aslında buna kendileri de inanmıyor.
    Öğrenciye gelince, “Gözünün üstünde kaşın var.” diyen öğrenciyi disiplin adına sokağa atacaksınız veya şu kadar puan alamadı diye bir mendil gibi büküp kenara atacaksınız. Peki, rasgele alınan öğretmenlerle başarısız olan ve disiplin sorunu yaşayan öğrencilerin sorumlusu kim? Bütün kabahat öğrencilerde mi? Şu unutulmamalıdır; öğrenci ve öğretmenlerin ihtiyaçlarına sırt çeviren  sistem ne olursa olsun başarısızlığa mahkûmdur.    
     Her fırsatta eğitimin önemine işaret eden zihniyet, “C” tipi lise mezunlarını eğitim fakültelerine alarak söylemleriyle çelişmektedir. Bir başka önemli konu da öğretmenlerin aldığı ücret; öğretmenlere verilen ücret öğretmenlerimizin etkili öğretmen olma noktasında büyük engel teşkil etmektedir. Yani, işi daha iyi yapmanın, işlerine daha fazla zaman ve çaba harcamanın karşılığı olarak doğrudan bir teşvik yoktur.          
     Öğretilen her şeyi ölçme kaygısına kapılan öğretmen ve yöneticiler, sistemden çıkan temel önerilere sıcak bakmazlar. Öğrenciler dâhil, çalışanların kaliteli iş yapmaları için, kendilerinden istenen çalışmanın, ihtiyaçlarını karşılayacağına inandıracak biçimde yönetilmeleri gerekir. Bu ne kadar gerçekleşirse, onlar da o kadar sıkı çalışırlar.    Elbette öğrencilerin başarıları da başarısızlıkları da öğretmen ve idarecilere aittir. Ama eğitim ve öğretim nesnelleştirildiği ve standartlaştırıldığı halde öğretmenlerden çok fazla şey beklenmektedir. Ayrıca öğretmenleri nesne gibi yöneten, kapasitelerini kullanmalarına imkân vermeyen ve onları yetkin profesyoneller olarak görmeyen bir anlayış hâkimdir.                
      Her türlü olumsuzluklara rağmen öğretmenlerimize düşen önemli görevler vardır. Yani öğretmenlerin mevcut imkânlar içerisinde en iyisini yapmaya çalışmaları gerekir. İnsanın hangi yaşta olursa olsun bir işte başarılı olabilmesi için öncelikle işini sevmesi gerekir.
      Öğrenciler de sevmeden başarılı olamazlar.   Öyleyse öncelikle dersi çocuklara sevdirmemiz ve derse ilgi uyandırmamız şarttır. Diğer bir husus öğretmenlerimizin etkili sınıf yönetimidir. Öğretmen klasik ders anlatma tarzı ve bireysel çalışma yerine, işbirliğine dayanan öğrenmeyi tercih etmelidir.
      Bu yöntemle öğretmen öğrencilerinin tamamına mesafe aldırmalıdır. Yani her öğrencinin sahip olduğu kapasite sonuna kadar kullandırılmalıdır.       Bütün bunlar başarı adına etkili öğretmenlerin yapması gerekenlerdir.
     Daha başarılı bir eğitim öğretim için öneri mi istiyorsunuz:
     Türkiye de ÖSS’de ilk yüz bine giren öğrencilerin içinden eğitim fakültelerine öğretmen adayları alınmalı, ataması yapılan adayların yüksek ücretle hayat standartları yükseltilmeli, öğretmenler üniversiteden donanımlı mezun edilmeli ve etkili öğretmen olmaları için dönem dönem çok sıkı eğitimden geçirilmelidir. Ondan sonra öğretmenlerden ne istenecekse istenmelidir.

İbrahim KAÇIRAN
Kurucu