Tüm Haberler
Tüm Duyurular

ANNEMİN ARDINDAN
<< Geri Dön



Anne girdin düşüme. 
Yorganın olsun duam;
Mezarında üşüme.
                 Necip Fazıl

     Aslında ben anne konusu hariç, kıskanç biri değilim. Her yıl anneler günü yaklaştığında kıskançlık krizim tutar. Sakın annemi sadece yılda bir defa hatırladığımı düşünmeyiniz. Kaybettiğim günden bu yana anneme karşı sevgim hiç azalmadı, hatta zaman geçtikçe ona duyduğum özlemim daha da arttı.
     Fakat mayısın ikinci pazar günü, medyada annelerle ilgili makaleler, şiirler, anılar yazılıp çizilince hasretim sanki daha da depreşir. Yani o tarihte hangi tarafa baksam anaların izlerini görürüm. İşte ben buna dayanamıyorum.
     Ama ölümü kabullenme ve inanç konusunda benden şüpheniz olmasın, ölümün doğmak ve yaşamak kadar doğal olduğunu ben de biliyorum.
     Her anne gibi, benim annemde beni sevgisiyle yoğurmuştur mutlaka. Ama beni beş yaşından sonra dedem ve ninem büyüttüğü için maalesef onunla geçirdiğim dönemi hayal meyal hatırlıyorum.
     Daha on iki yaşındayken eğitim için onlardan da ayrılmak zorunda kaldığımdan ,bütün ailemi sadece bayramlarda görebiliyordum.
     En büyük tesellim ise eğitimim bittikten sonra annemi daha çok görebilmekti. Nerden bilebilirdim ki aramızdan erken ayrılacak ve bu hayallerim hiçbir zaman gerçekleşemeyecek.  
     Nasıl üzülmem ki, ne birlikte çektirdiğimiz sararmış ve solmuş bir fotoğrafımız, ne çocukluğumdan kalmış hasret kokan anılarımız, ne de birbirimize sarılarak doyasıya ağlaşmamız var belleğimde.
     Belki her çocuk gibi ben de anne şefkatinden nasibimi alabilseydim, yüzü solduğunda sarılabilseydim, gözyaşı döktüğünde elimle silebilseydim. Ya da dizinde uyuyup kalabilseydim, sevgi dolu öpücüğünü yüreğimde hissedebilseydim belki bugün, anneler günü, benim için de sıradan olabilirdi.
     Annesi olanlar “Nasıl olsa herkesin annesi vardır” diye düşünüyor olabilirler. Çünkü insanlar elindeki değerlerin kıymetini kaybettikten sonra anlarlar. 
     Demek ki, insan anne sevgisinden mahrum kalınca hasretini daha çok çekiyor. Belki de bu yüzden anneler günü bana hüzün veriyor. Yokluğunu burnumun ucu sızlayarak hissediyorum.      .
     Üzülme demek kolay, kim bilir, başımda kaç geceyi uykusuz geçirdi, hasta olduğumda derin iç çekerek her çığlığımda tatlı uykusundan uyanıp beni uyuttuktan sonra başımda uyuyakaldı kim bilir kaç gece…
     On iki yaşında yalnız yaşarken, kapı zilinin çalmasına hasret kaldığımı, kırk derece ateşle sabahladığımı, okulda top oynarken parmağımın kırıldığını, ıssız gecelerde yorganı başıma çekerek için için ağladığımı göremedi annem.
     Hayatımın her safhasında annesizliğin özlemini çektiğim halde “Sağ olsun, yedi dağın ardında olsun” düşüncesi bile beni rahatlatıyordu. Ama kendisini kaybettikten sonra yokluğu soğuk bir rüzgâr gibi vurdu yüzüme. Anne kelimesi bilmediğim yabancı bir kelime gibi geliyor şimdi bana.
     Ah anne ah! Bunları yazarken bile, yüreğim kan ağlıyor. Merak ediyorum, neden? İnsan hangi yaşta olursa olsun anne sevgisine ve varlığına ihtiyaç duyuyor. İnsanı bu sevgiye mecbur kılan, duygu yoğunluğuna iten, şiirler yazdırtan, ağıtlar yaktıran adı geçtiğinde gözleri dolduran ilahi aşk nedir acaba?
     Ey yüreğimdeki tarifi imkânsız melek, güya sana duyduğum özlemimi anlatmaya çalıştım. Senin sevginin büyüklüğünü, kutsallığını nasıl anlatabilirim ki? Seni birkaç satırla anlatmak mümkün mü? Ana olarak tek bir özeliğini anlatmak bile ciltlere sığmaz! Âcizane böyle bir günde sadece seni sevgi ve saygıyla yâd etmek için bir iki satır karalamaya çalıştım.  
     Şimdi neden kıskandığımı anladınız mı? Ne olurdu sanki benim de annem hayatta olsaydı, bir demet kır çiçeği alıp ziyaretine gitseydim, ellerinden öpüp, hayır duasını alsaydım, ne olurdu sanki?
     Benim bu yapamadıklarımı annesi hayatta olanların yapması umuduyla, aramızda olmayan annelere Allahtan rahmet, hayatta olan bütün annelere sağlık, mutluluk diliyor ve günlerini kutluyorum.

İbrahim KAÇIRAN
Kurucu