Tüm Haberler
Tüm Duyurular

KÜRESEL ISINMA
<< Geri Dön



   Televizyonda küresel ısınmadan dolayı Tuz Gölü’nün %85’inin kuruduğu ve 7 yıl sonra tamamen yok olacağı haberini duyunca tehlikenin yıkıcı etkisiyle irkildim.
     Gerçi küresel ısınmadan dolayı sıcaklıkların 4 dereceye kadar yükselebileceğini, yağışların azalacağını, su darboğazının yaşanacağını,  birçok canlı türünün yok olacağını tahmin ediyordum. Ancak, bütün bunların 21.yüzyılın sonlarına doğru kısmen gerçekleşebileceğini, hatta belki de alınan önlemlerle hiç gerçekleşmeyeceğini bile düşünüyordum.
     Çünkü Türkiye Doğal Hayatı Koruma Vakıf ve Dernekleri, Uluslararası Kyoto Protokolü ile sera gazı emisyonlarının azaltması için bütün dünyanın bir çaba içerisinde olduğunu sanıyordum.
     Ayrıca devletin çok ciddi önlemler aldığını, ilgili bakanlıklarla sivil toplum örgütlerinin bu konuyla yakından ilgilendiklerini tahmin ediyordum
     Maalesef herkesin kendi havasında olduğu, hiç kimsenin ciddi manada önlem falan almadığı, toplumun bu konuda yeterince bilgilendirilmediği ve her şeyin oluruna bırakıldığı gelişmelerden anlaşılıyor.
     Eğer ciddi tedbirler alınsaydı daha şimdiden Tuz Gölü’nü, birçok bitki ve canlı hayvan türlerini kaybetmez, bazı bölgelerimizde susuzluk problemi yaşamazdık. Bu bir doğal afettir diyenler de haklı değîller, çünkü bazı doğal afetler engellenebildiği gibi bazıları da alınan tedbirlerle geciktirilebilir.
     Hafife aldığımız ve siyaset kadar bile konuşmadığımız küresel ısınma; dünyanın güneş ışınları tarafından ısıtılması demektir. Ben tehlikenin boyutunu araştırdım ve araştırmalarımın sonuçlarını da bu yazıyı okuyanlarla paylaşmak istiyorum.
         İşte Yıkıcı Etkilerin Bazıları:
     Kutuptaki buzulların erimesinden dolayı deniz suyu seviyesi yükselecek, kıyı kesimlerinde toprak kayıpları artacak, bazı bölgelerde kasırgaların ve sel taşkınlarının şiddeti ve sıklığı artacak, bazı bölgelerde ise uzun süreli şiddetli kuraklıklar ve çölleşmeler etkili olacaktır.
     Kışın kuraklık artacak, ilkbahar erken gelecek, sonbahar gecikecek, hayvanların göç dönemi ve iklimler değişecektir. İklim değişikliklerinden dolayı kalp hastalıkları, solunum yolu hastalıkları, bulaşıcı, alerjik ve bazı diğer hastalıklarda patlama yaşanacaktır.
     Örneğin güney kutbunda şimdiye kadar görülmemiş büyüklükte buzul parçalarının koparak ayrılması, İzlanda Buzulları’nın son 30 yılda şimdiye kadar görülmeyen bir hızla erimesi küresel ısınmanın hafife alınmayacağının işaretidir.
          Bilim adamlarına göre yapmamız gerekenler ise şunlardır:
     Enerji dostu ampuller kullanılmalı, televizyonlar bekleme konumunda bırakılmamalı, klima yerine vantilatör kullanılmalı, ev ve işyerleri ısı kaybına karşı yalıtımlı olmalıdır.
     Diş fırçalama, bulaşık yıkama ve banyo esnasında musluklar açık bırakılmamalı, daha az su tüketen teknolojik klozetler kullanılmalı, çamaşır suyu kullanımı en aza indirilmeli, hortumla sulama ve yıkama önlenmeli, suyu kireç ve bakterilerden korumak için filtreler kullanılmalıdır.
     Toplu taşıma araçları tercih edilmeli, kısa mesafelerde araç kullanılmamalı, yürünmelidir. Kurşunsuz benzin tüketen araçlar tercih edilmeli, uzun duraklamalarda aracın kontağı kapatılmalıdır.          
     Cam malzemeler organik çöplerle birlikte atılmamalı, plastik poşet kullanılmamalı, şişe ve kavanoz gibi ürünler tercih edilmeli, başta PVC olmak üzere plastik ambalajlardan kaçınılmalı, geri dönüşümü olmayan ambalajlarda satılan ürünler alınmamalıdır.
     Bilgisayarda, elektrik tüketimi daha düşük modeller tercih edilmeli, yazıcıdan kâğıt çıktısı alımı asgariye indirilmeli, bilgisayarlar bekleme konumunda bırakılmamalı, kullanılmayan bilgisayarlar atılmamalıdır.
     Yukarıdaki kurallara hangimiz ne kadar uyabilmekteyiz. İtiraf ediyorum bu yazıyı yazan biri olarak yukarıdaki hassasiyetlere tam olarak uyduğumu söyleyemem. Ya devletin bu konuda aldığı bir önlem var mıdır? Varsa bu önlemler ne kadar etkili olmaktadır? Üzerimize gelen enkazın ya farkında değiliz ya da umursamıyoruz.           
     Peki, çocuklarımıza nasıl bir dünya bırakacağız bunu kaç kişi düşünüyor? Çocuklarımızın geleceğini hiç kimsenin görmezlikten gelmeye hakkı yoktur. Onlara teslim aldığımız gibi bir Türkiye bırakmak zorundayız. Bunu herkesin bilmesi ve bu sorumluluğu taşıması gerekiyor.

İbrahim KAÇIRAN
Kurucu