Tüm Haberler
Tüm Duyurular

DUYGU MESLEĞİ ÖĞRETMENLİK
<< Geri Dön



“Yeter derecede eğitime sahip olmalısın ki, çevrende insanları gereğinden büyük görmeyesin; fakat bilgeliği sağlayacak kadar da eğitimin olmalı ki, onları küçük görmeyesin.”               
                                                                                             (M.L.BOREN)         
      Değerli meslektaşlarım,
 
   İşimizin gereği, insan yetiştirme sorumluluğunu iliklerimize kadar hissedebilmek olmalıdır. Mesleğimize ancak duygumuzu, yüreğimizi, sevgimizi katarak başarılı olabiliriz.
   Öğretmenin bilgiden önce, sevgi dolu, heycanlı, sabırlı, öğrenciye karşı saygılı, hedefe yönelmiş, kararlı, anlayışlı, güler yüzlü, kendini işine adamış olması  gerekir. Sonra da bilgili, yaratıcı, alanında yeterli ve planlı olması gerekir.
   Unutmayınız ki, öğrencileriniz tarafından ömür boyu olumlu veya olumsuz özeliklerinizle hatırlanacaksınız. Tıpkı sizin öğretmenlerinizi hatırladığınız gibi. Onlar sizi, öğrencinin başını okşayıp onu adıyla çağırmanızla, ya da ”Sen adam olamazsın, baban seni tamirciye göndersin.” gibi söylemlerinizle  hatırlayacaklardır.
   Birçok dersi iyi olduğu halde bir ya da bir kaç dersten iyi not alamayan öğrencileri başarısız olarak görmeyiniz. Öğrencilerin bütün derslerden başarılı olması beklenemez. Bunun da ötesinde ağır algılayabilen öğrencilerimizin de eğitilebileceğini hepiniz biliyorsunuz. Yarın hayata atılacak olan bu gençlerin her birinin sadece bir alanda uzmanlaşacağını da göz önünde bulundurunuz. 
   Bütün derslerden yüksek not alan öğrencileri başarılı, bazı derslerden düşük not alan öğrencileri de başarısız olarak değerlendirmek yerine onların da başka özeliklerinin olabileceğini düşününüz.
   Çünkü birey bedeniyle, zihniyle, sosyal yönüyle kişilik özellikleriyle bir bütündür. Bireyi bütün boyutlarıyla değerlendirmek ve sayılan özelliklerin birinin ya da birkaçının gelişimini sağlamak için eğitime ihtiyaçları vardır. Bu eğitimi sağlayacak olanlar da yine sizlersiniz.
   Bakınız, müzik öğretmeni Beethoven’e “Besteci olması imkansız”denmişti, oysa o insanlık tarihinin en büyük bestecilerinden biri oldu.
   Öğretmenleri Edison’u hiçbir şey öğrenemeyecek kadar aptal bulurlardı ama o bütün insanlığı karanlıktan kurtararak dünyanın en büyük enerji kaynağını buldu.
   Walt Disney bir gazeteden işe yarar fikirleri olmadığı için atılmıştır. Ama daha sonra dünya çapında tanınan bir isim oldu.
   Michael Jordan okul basketbol takımından atıldığı için basketbolu bırakmıştır. Şimdi ise dünyanın en iyi basketbolcularından birisi olarak anılıyor.
   Einstein dört yaşına kadar konuşamamıştır. Matematik dersinden çok başarısız olduğu için okuldan atılmıştır. Oysa yüzyılımızın en büyük bilgini oldu.
   Charles Dickens’ı yüzlerce yayınevi kapısından sen yazar olamazsın diye geri çevirmiştir. Ama o bugün en büyük yazarlar arasında yer almaktadır.
   Pablo Picasso okula gitmek istemediği halde ailesi tarafından zorlanarak okula gönderilirmiştir.
   Emile Zola edebiyat sınavından sıfır almıştır. Bugün dünyanın sayılı yazarlarından birisidir.
   ABD başkanı Wilson on bir yaşına kadar okuyamamıştır. Ancak sonra dünyaya hükmetmiştir…
   ABD bu kalabalık nüfusuna rağmen spastik bir insanına bir cümle öğretebilmek için altı ay zaman ayırırken, biz normal çocuklarımızı bir kenarda bırakmamalıyız.
   Sevgili meslektaşlarımın veli toplantılarını öğrencileri şikâyet etme fırsatı gibi görmeleri çok yaygın bir alışkanlıktır. Oysa velilerin ağlama duvarı olmadığını bilmeleri gerekmektedir. Okula hevesle giden birçok veli karamsar bir şekilde evlerine dönmemelidir.
   Ayrıca bu davranışın ne öğretmene, ne öğrenciye ne de veliye hiçbir yararı yoktur. Bir sonraki veli toplantısına ya veli okula gelmek istemeyecektir ya da öğrenci toplantı olduğunu velisine söylemeyecektir. Hâlbuki bunun yerine velilerden destek istense veli-öğrenci-öğretmen üçgeni çerçevesinde iyi bir ilişki kurulabilse üç tarafta sonuçtan memnun kalacaktır.

   Bir eğitimcinin dediği gibi “Öğrenemeyen öğrenci yoktur, öğretemeyen öğretmen vardır.” sözünden yola çıkarak böyle düşünen meslektaşlarımı öz eleştiriye davet ediyorum. Çünkü öğretmenlik mesleği bilgiden önce duygu mesleğidir.

İbrahim KAÇIRAN
Kurucu