Tüm Haberler
Tüm Duyurular

HAYAT VE KAVGAM
<< Geri Dön



   Tam 25 yıl muhtelif kamu görevlerinde bulundum. Bu görevlere gelmeden önce bizi yönetenlerin bizden çok farklı insanlar olduğunu hep düşünmüştüm. Daha farklı bir devlet yönetimi ile karşılaşacağımı umuyordum.
   Bir yabancı düşünürün “ Sizi yönetenleri yakından tanımayınız, zira devlete olan güveniniz sarsılabilir” sözünün haklılığını memuriyetimin daha ilk aylarında öğrendim. Daha o yıllarda hemen birçok insanın has bel kader bir yerlere nasıl geldiğini görmüştüm. Keşke bu liyakat sadece idare edenlerle sınırlı kalabilseydi, maalesef diğer çalışanların da çok farklı olduğunu söyleyemeyiz. Hemen belirtmeliyim ki nitelikli olanlar yok değil, elbette onların karşısında da şapka çıkarırız.
   Ama istisnaların dışında bunların terfi etmesi ya da önemli görevlere gelmesi hep engellenir. İlimizde bir döneme damgasını vurmuş oldukça etkili bir bakanın kardeşi bana “Sizi bir kurumun müdür yardımcılığına getirmek istiyoruz” dediğinde, söz konusu kurumun İl müdürlüğünün de boş olduğunu hatırlatınca bana cevabı “sizi İl müdürü yaparsak, bana ihaleleri vermezsiniz, kısaca siz inisiyatif kullanmasınız.” olmuştu. Anladım ki, müdür değil kukla arıyorlardı.
   Memuriyete ilk başladığım gün kavga ile başladım, kavga ile kamu hizmetime son noktayı koydum. Bu zaman aralığına onlarca sürgün ve yüzlerce kavga sığdırdım. Aslında benim kavgam devletimle değildi. Benim kavgam liyakatsiz insanların politikacıların eteğine yapışarak hak etmediği koltuğa oturanlarla, devlet dairelerini babalarının çiftliği gibi gören siyasilerleydi.
   Merhum Akif’in “Muallimim diyen olmak gerekir imanlı, edepli sonra liyakatli, sonra vicdanlı…” vecizesi sadece tozlu raflarda kaldığı içindir ki, devlet daireleri vizyon anlayışından uzak insanlarla dolup taşıyor.  
   Bu yazımı okuyanlar ilk etapta ne kadar geçimsiz biri olduğumu düşünebilirler. Geçimsiz olmadığımın ve hep haklı olduğumun en somut ispatı elimde lehime sonuçlanmış on altı mahkeme kararıyla sabittir. Bu on altı kararın sekizi yürütmeyi durdurma, sekizi de nihai kararlardır. Daha da önemlisi kamu hizmetim süresince hiç ceza almamış olmamdır. Eğer en küçük bir ihmalim görülseydi herhalde canıma okurlardı.
   Bakın Konfüçyüs ne diyor ” Dünyaya güzel karakterlerini göstermeyi isteyen eskiler, önce devletlerini bir düzene koymaya çabaladılar. Devletlerini düzenlemek isteyenler, önce evlerine çeki düzen verme gereği gördüler. Evlerini düzene koymak isteyenler, önce kişiliklerini terbiyeden geçirmeleri gereğini anladılar.”
   Konfüçyüs’ün bu güzel deyişini tersinden alacak olursak, önce kişiliklerin terbiyeden geçirilmesi gerekir ki bu da ancak eğitimle mümkündür.
   Bir millet ilelebet yaşamak istiyorsa önce eğitim problemlerini çözecektir, dolayısıyla insan kalitesi de yükselecektir. Kaliteli insanlardan temiz bir toplum oluşacaktır ve beraberinde birçok sorun da kendiliğinden çözülmüş olacaktır.
   İşte o zaman politikacılar devlet dairelerinden ellerini çekecekler sadece ülke meseleleriyle ilgileneceklerdir. Ülke yönetimi erdemli ve yetenekli insanların elinde şekillenecektir. Rüşvet, ihanet, adam kayırma, müsamaha, ihalelere fesat karıştırma, çalma, çırpma, vatanı satma, ahlak çöküntüsü gibi melanetler de son bulacaktır.
   Çünkü o zaman herkes işini adam gibi yapacaktır ve benim gibi düşünenlerde hiç kimseyle kavga etmeyecektir. ”Yani yorgan gidecek kavga bitecektir”
   Kavgaların yaşanmadığı bir Türkiye yaratılması dileğiyle…
 
İbrahim KAÇIRAN
Kurucu