Tüm Haberler
Tüm Duyurular

DOĞRU YERDEN BAŞLAMAK
<< Geri Dön



   Bir milletin mutlu olabilmesinin yegâne yolu; o millet fertlerinin eğitim problemlerini çözmüş olmasından ve yönetenlerinin de belli bir vizyona sahip olmasından geçer.
     Eğitime, sanata, bilime hatta birçok medeniyete öncülük etmiş, Türk’ün bugün hak ettiği yerde olmaması son derece üzüntü vericidir. Zengin bir tarihe ve elit bir kültür mirasına sahip milletimizin dinamiklerinden yararlanamaması da olayın başka bir boyutudur.
     Bir taraftan yozlaşan bir gençlik, diğer taraftan kendi insanımızı özünden uzaklaştıran yönetim biçimleri adeta bu gidişe çanak tutmaktadır.
     Tarih boyunca büyük medeniyetlerin izini taşıyan Türk kültürü, bir zamanlar dünyaya ışık saçarken, bugün yabancı kültür bilinçli olarak insanımıza enjekte edilmekte ve acımasızca manipülasyon yapılmaktadır.
     İş yerlerimize yabancı isim vermek, yabancılarla evlenmek, çocuklarımıza yabancı isim koymak ve yabancılarla yakın ilişkiler içerisinde olmak neredeyse övgü kaynağı haline gelmiştir.
     Toplumun her kesiminde heyecan, vefa, sevgi, saygı, milli ve manevi hasletler, yerini kaygı ve endişeye bırakmıştır. Türk insanının mutsuz, huzursuz ve geleceğinden kaygılı olduğunu yüzünden okumak mümkündür.
     Bir oto yıkama sahibi “Yıkanmak için gelen otoların içinde ya bir sopa ya da kesici aletler bulunmaktadır.” diyor. İnsanlarımız şiddet ve suç işlemeye müsait, hatta pimi çekilmiş bomba gibi hazır beklemektedir.
     Ülkemiz de bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Eğer hakikati arıyorsak, yarınlarımızın hazırlanışına katkıda bulunmak, toplumu doğru yönlendirmek istiyorsak, Türk eğitim sistemimiz yeniden yapılandırılmalıdır.
     Bu yeniden yapılandırmadan kastım sadece sınav odaklı öğretim elbette değildir. Öğretim kadar eğitimin de önemli olduğu ve bazı kavram kargaşalarına son verilmesi hususuna vurgu yapmaktır. Çünkü eğitim yalnız başarıyı değil, yaşamın tümünü kapsayan bir süreçler toplamıdır. 
     Yani, sevgi ve saygı temeline dayanan,  dürüst ve sağlam bir ruh yapısına sahip vatandaş yetiştirmedikçe, her türlü manipülasyonun çeldirici gücünden kurtulmadıkça çözüm odaklı yaklaşmamız mümkün değildir.
     Milletleri millet yapan etik değerleri birincil meselemiz olarak görmeden, ders kitaplarımızı bu esaslara göre düzenlemeden, ebeveynleri bilinçlendirmeden yol almamız mümkün değildir.
     Bakınız, yıllardır OKS ve ÖSS’de başarılı ve başarısız illeri tartışıyoruz. Hiç kimsenin aklına “Ayakları yere basan birey yetiştirebiliyor muyuz?” sorusu gelmiyor. Neden doğru insan, dürüst hekim, çalmayan müteahhit yetiştiremediğimiz konusu tartışmaya açılmıyor?
     Neden kapkaç ordusunun, tinerci bolluğunun, ahlak çöküntüsünün, hileli mal satanların, haksız kazanç elde edenlerin sebepleri araştırılmıyor? Neden bu olaylar sadece polisiye tedbirlerle önlenmeye çalışılıyor.
     Olayların sosyolojik ve psikolojik boyutu incelendiğinde sebebinin eğitim eksikliği olduğu görülecektir. Hatta bugün ülkemizin üzerinde oynanan oyunlara kendi insanlarımızın alet olmasını bile eğitimle ilişkilendirirsem abartmış olmayacağımı düşünüyorum. Eğer çocuklarımıza okullarda milli şuur verilebilseydi belki de hain tuzaklara bu kadar kolay düşmeyeceklerdi ve ülkenin üniter yapısı zedelenmeyecekti. 
     Yönetenlerin en önemli görevlerinden biri de, doğru yerden başlamak ve toplumun geleceğini güvence altına alabilmek için, fertlerin doğru eğitim almasını sağlamaktır. Aksi halde pişmanlıklarla dolu geçmiş gibi gelecekte umutsuzluğun kaynağını oluşturacaktır. Çünkü insan temiz bir toplum için, barışın ve sevginin teminatıdır.
     Gelin daha fazla vakit kaybetmeden bir yerlerden başlayalım. Çünkü yarın daha geç olabilir. Unutmayalım ki   "Hayatta en acı şey insanoğlunun yasam surecindeki kaçırmış olduğu fırsatlardır...!"

İbrahim KAÇIRAN
Kurucu