Tüm Haberler
Tüm Duyurular

OKULLAR AÇILIRKEN
<< Geri Dön



   Okulların açılmasına sayılı günler kala velilerde de tatlı bir telaş başladı. Okul seçimi, öğrenci servislerinin ayarlanması, okul forması temini, kırtasiye alımı ve benzeri hazırlıklar bu günlerde bütün hızıyla devam ediyor.
    Bu dönemde velileri en çok zorlayan konuların başında “Çocuğumu hangi okula yazdırsam, hangi öğretmen daha başarılıdır ve çocuğumu tam yaşında mı yoksa daha mı erken göndersem?” geliyor.
   Özellikle okula başlama zamanını veliler, uzmanlara, öğretmenlere, hatta önlerine kim gelirse onlara soruyor. Peki, doğrusu nedir? Yani çocuk okula yaşında mı veya daha küçük yaşlarda mı başlatılmalı?
   Bu konuda çok farklı görüşler ve uygulamalar vardır. Mesela Türkiye’de ilköğretim birinci sınıfa resmi başlama yaşı 7’ dir. Mevzuata göre 72 ayını dolduran çocuklar okula kayıt yaptırma hakkına sahiptir. Ancak eğer çocuk fizik olarak gelişmiş ama 72 ayını doldurmasına birkaç ay kalmış olsa da okul idaresinin kararıyla kaydı mümkün olabilmektedir.
   Türkiye’de durum böyle iken, bazı ülkelerde uzmanlar daha farklı düşünmektedirler. Örneğin İngiltere’de resmi eğitim 5 yaşında başladığı halde uzmanlar bunun doğru olmadığını,7 yaşından önce okula başlamanın çocuklarda kişilik gelişimini olumsuz etkileyebileceğini belirtiyorlar.
   Gerekçe olarak da, çocukların 4 ve 5 yaşlarında öğrenme şekillerinin çok daha farklı olduğunu bu yaşlarda çocukların oyun oynamaları ve ailelileriyle sosyal iletişim içinde olmaları gerektiğini sınıftaki kalabalık ve disiplinli ortamın onları olumsuz etkilediğini ifade etmektedirler.
   Gerçekten de çocukların küçük yaşta sınıfa girmesi özgüvenlerine zarar verdiği gibi beslenme alışkanlıklarını da kötü etkileyebilmektedir. Özellikle erkek çocuklarda negatif etkilerin daha belirgin olacağı uzmanlar tarafından söylenmektedir.
   Yine bazı uzmanlara göre de çocuğun okula başlaması için belirli bir olgunluğa erişmiş olması gerektiği, aksi takdirde arkadaş edinme ve öğrenimi kabul etmede sorunlar yaşayacağı, derslerindeki başarısızlıklar karşısında çocuğun içine kapanabileceği özellikle vurgulanmaktadır.
   Burada uzmanlara katılmamak mümkün değildir. Çünkü erken yaşta eğitim çocuğun sosyal, duygusal ve zihinsel gelişimini de büyük ölçüde etkiliyor. Yine erken eğitimin çocuklarda bıkkınlık yarattığı eğitimin içinde gördüğümüz çok yaygın olaylardır. Ama bu durumun her çocuk için geçerli olduğu söylenemez elbette. İhtimal olsa bile “Yaşamın provası yoktur” deyişinden yola çıkarak çocuklarımızın geleceğini riske etmemek gerektiğine inanıyorum.
   Bu görüş ve örnekler doğrultusunda velilere ”Demir tavında dövülür” diyoruz. Ve çocuklarımızı yaşından önce okula göndermemelerini öneriyoruz.
   Okul ve öğretmen seçimine gelince; günümüzün hızla değişen rekabet şartlarında çocuklarımızın iyi bir eğitim almasını sağlamak, daha da önemlisi belli bir sistemi ve ilkesi olan okulları seçmek son derece önemlidir. Ancak başarıya odaklanmış, iyi kurgulanmış bir eğitim kurumu ile çocuklarımızı daha başarılı bir geleceğe taşımak mümkündür.
   Çocuklar anne ve babalarının mezun olduğu okula gitmek ya da falancanın çocukları ile aynı ortamda okutulmak zorunda bırakılmamalıdır. Çağın ihtiyaçlarına uygun, onların geleceklerine yön verecek seçimler yapmak aynı zamanda ebeveynler için bir sorumluluktur.
   Değerli veliler; eğitim entegre ve uzun vadeli bir süreçtir. Kısa sürede sonuç alacağınızı söyleyen eğitim tüccarlarına itibar etmeyiniz. Ciddi eğitim kurumları öncelikle ticari düşünmezler, öğrencilere abartılı not vermezler, velilere çocuklarının gerçek durumunu söylerler, özel okullara hazır çocuk alarak onlara ömür boyu burs, ücretsiz eğitim, servis ve yemek, hatta ailelerine transfer ücreti ödemezler. Ciddi eğitim kurumları çağdaş dünyanın kriterlerine uymaya çalışırlar, özgün ve toplumsal değerlerin bilincinde olurlar.
   Çocuklarımızı zamanından önce okula göndermektense okul öncesi eğitime önem vermenin daha mantıklı olduğunu düşünüyor ve bütün velilere bunu öneriyorum.
   Çocuklarınızın geleceğini ipotek altına almamanız, onları eğim tüccarlarının eline bırakmamanız en büyük arzumuzdur. Bütün öğrenci ve öğretmenlerimize yeni eğitim ve öğretim yılında başarılar diliyor, geleceğe güvenle bakmalarını ümit ediyorum.    
 
İbrahim KAÇIRAN