Tüm Haberler
Tüm Duyurular

KEŞKE DEMEMEK İÇİN
<< Geri Dön



Bazen; “Keşke, şimdi çocuklarım küçük olsaydı da onları hayata daha iyi hazırlayabilseydim.” dediğim çok olmuştur. Çünkü ben 21 yaşında baba oldum. Deyim yerindeyse çocuklarımla birlikte büyüdüm. Herhalde benim yaşımda baba olan birçok insan böyle düşünüyordur.
   Ayrıca toplumumuzda geleneksel anlayışın egemen olduğu bir dönemde, tecrübesizlik ve deneyimsizlik de eklenince, çocuğum nasıl olsa büyür diye düşünüyorsunuz.
   Öyle olmadığını daha sonra fark ediyorsunuz ama geç kalmış oluyorsunuz. Eğitimin içine girip birçok olayı canlı yaşayınca, eğitimle ilgili birçok araştırma, kurs ve eğitim seminerlerine katılınca çocukların eğitiminde anne ve babaların anahtar rol oynadığını görüyorsunuz.
   Ayrıca anne ve babanın çocuğun gelişim özeliklerini bilmeleri, nasıl iletişim kurmaları gerektiği paradigmalarını daha net anlayabiliyorsunuz.
   Peki, şimdi baba olsaydım onlar için ne mi yapardım? Çocuğum düştüğünde onlara dikkatsizliğinden dolayı kızmaz onların gözü ile dünyaya bakardım.
   Evin içinde top oynadıklarında yasaklamak yerine içindeki enerjiyi boşaltmalarının onlar için ihtiyaç olduğunu düşünürdüm.
   Bana bir şey sorduklarında onları yönlendirmek yerine kendi kararlarını kendilerinin vermelerini, sorumluluk duygusu ile tanışmalarını isterdim.
   Çok gürültü yaptıklarında yapmayın demek yerine nasıl olsa yorulunca duracaklar diye düşünürdüm.
   Sordukları bütün sorulara doğru cevap verirdim.
   Onlara daha çok dokunur, onlarla iletişimimi daha sıcak tutardım. İşimden, toplantılarımdan, uykumdan zaman ayırarak onlarla daha çok ilgilenirdim.
   Okullarına daha çok uğrar, saçlarını okşardım. Onları istediklerinde maça, lunaparka, sinemaya götürürdüm.
   Ben bir şey okurken benimle konuşmak için geldiklerinde “Şimdi işim var sonra gel.” demezdim.
   Onlara sesimi yükseltmez,onları hiçbir şekilde şiddetle tanıştırmazdım.
   Onların kendilerini ifade etmelerini sağlardım.
   Onlarla güreşir ve çeşitli oyunlar oynardım.
   Bazı geceler onlarla balkonda oturur kutup yıldızının kaymasını seyrederdim.
   Arada bir evimizin bahçesinde uçurtma uçurarak uçurtmanın nasıl yapıldığını onlara anlatırdım.
   Zaman zaman onların yatağına uzanıp parmaklarımı saçlarında gezdirerek onlara masallar anlatır, onların saflığın ve masumiyetin simgesi olduklarını düşünürdüm.
   Onlardan iyi geceler öpücüğü almadan yatmalarına izin vermezdim.
   Gidecekleri okulları benim değil onların seçmesine izin verirdim.
   Okulda zayıf not aldıklarında onları başka çocuklarla kıyaslamaz kendilerine güvendiğimi söylerdim.
   Onlara çok para vermek yerine daha çok sevgi verirdim.
   Onları odalarına yollayıp ben de televizyonun karşısına geçerek çekirdek yemez onlarla birlikte kitap okurdum.
   Onlara değerli olduklarını hissettirirdim.
  
   Değerli genç anne ve babalar; çocuklarınızı yarının mutlu ve özel bireyleri olarak yetiştirmek istiyorsanız, çocuklarıızdan önce sizin eğitime ihtiyacınız olduğunu lütfen unutmayınız.
   Eğitiminiz üniversite ya da daha ileri bir aşamada olabilir. Bu sizin çocukları tanıdığınızı, çocuk eğitimi konusunda yeterli birikime sahip olduğunuzu göstermez. Çünkü çocukların dünyası farklıdır, onları anlamak, tanımak, onların penceresinden dünyaya bakmak farklı bir eğitim gerektiriyor.
   Özellikle çocukların ilk 6 yaşı son derece önemlidir. Bunun için de çocuklarınızın bedbin insanlar olarak yetiştirmek istemiyorsanız, kısa süreli ana baba okullarına katılmanız, çocuk eğitimi ile ilgili kitap okumanız gerekmektedir. Onlarla zaman geçirmek değil   “ kaliteli zaman geçirmek” önemlidir. Uzmanlarla diyalog içinde olmanız çocuğunuzun geleceği açısından önem arz etmektedir.
   Eminim ki şimdi çocuklarınız “Bana bir masal anlat baba içinde mutluk olsun” diyordur.
   Sizde bu sese şimdiden kulak veriniz ki daha sonra diyebileceğiniz keşkeleriniz ortadan kalksın.
   Mutluluk sizi ve çocuklarınızı hiç bırakmasın.                                                
 
İbrahim KAÇIRAN