Tüm Haberler
Tüm Duyurular

EĞİTİM KÜLTÜR SANAT
<< Geri Dön



 

Özel Seçkin Eğitim Kurumları, 19. eğitim-öğretim yılını da geride bırakıyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da kültür ve sanat adına birçok başarıya imza atıp bu başarılarla Gaziantep’in marka okullarından olduğunu bir kez daha ispatladı. Okulumuz için kültür, sanat ve eğitim üçgeni birbirlerini tamamlayan ve bir bütünü meydana getiren önemli kavramlardır. Eğitim kurumlarında bu değerlerden birini eksik düşünmek mümkün değildir.


Kültür, kuşaktan kuşağa aktarılan bilgi, beceri, yaşam biçimi olarak tanımlanırken; sanat, toplumların yaşam içerisindeki duygu ve düşüncelerini, yaşama bakış biçimlerini sezgi ve anlatımla ifade eden bir olgu olarak ifade edilir. Eğitim ise bilgi, görgü ve davranışsal değişimlerin yeni nesillere aktarılması sürecidir.

 

Eğitim, çok eski bir kavram olup insanlık tarihi ile birlikte başlamıştır. Çok basit sembollerle başlayan eğitim bugünkü hale gelmiştir. Karmaşık rakamlar, müzik ve resim eski çağlarda hep anlaşma aracı olarak kullanılmıştır. İnsanlar hayatlarını sürdürebilmek ve bazı ihtiyaçlarını karşılayabilmek için farkında olmadan sanatı kullanmışlardır. Ancak ne kullandıkları sembollerin sanat ne de öğrendiklerinin eğitim olduğunun farkındaydılar. Kuşaktan kuşağa aktarılan bilgilerin bir kısmı da dinsel içerikliydi. Örneğin, camiler, kiliseler, havralar ve benzeri ibadethanelerde kullanılan ikonlar, heykeller, cami duvarlarındaki nakışlar, ilahiler eşliğinde yapılan ibadetler icra edilen sanatın bir parçasıydı. Günümüze kadar kültür yoluyla gelen bu sanatsal faaliyetler, gelişen teknoloji ile birlikte modernize edilerek daha etkili hale getirilmiştir.

 

Kültür, etkileşim yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılır. Bir sanat yapıtının oluşumunda ait olduğu toplumun kültür yapısının önemi büyüktür. Hiçbir sanat yapıtı onu yaratan çevreden soyutlanamaz. Coğrafi bölgenin, iklim ve çevre koşullarının, inanç ve yaşayış biçimlerinin sanat yapıtının ortaya çıkışındaki rolü büyüktür.

 

Kültür yeni kuşaklara aktarılırken sanat da birlikte aktarılıyordu. Bu aktarım istendik bir davranış değildi. Bu kültür aktarımındaki amaç her neslin kendisine benzeyen nesiller yetiştirmek istemesiydi.

 

Eğitimin bilinçli yapılmaya başlanmasından sonra sanatı yeni kuşaklara sadece kültür aktarmadı. Sanatın aktarımını daha çok eğitim yapıyordu ve eğitim 12.  yüzyıldan itibaren kültürün, öğretimin, bilimin, sanatın üst şemsiyesi oldu.

 

Hızlı toplumsal gelişmeler ve kültürel değişmeler, kültürün bilimsel olarak aktarılmasında eğitimin önemini daha fazla hissettirmiştir. Atatürk’ün eğitim alanında yaptığı inkılaplar, kültürel öğelerin, Türk sanatının bilimsel, çağdaş ve laik bir anlayışla aktarılmasını sağlamıştır.

 

Atatürk’ün yaptığı inkılapların onun eğitim-kültür-sanat üçgenini çok iyi tahlil ettiğini  ve muasır medeniyetler seviyesine eğitimle ulaşılabileceğini ifade ettiğini şu inkılaplardan anlıyoruz: Medreselerin Kapatılması (1924), Öğretimin Birleştirilmesi (3 Mart 1924), Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun (1926), Millet Mekteplerinin açılması (1928), Harf İnkılabı (1 Kasım 1928), Güzel Sanatlarda Yenilikler (1928),Türk Tarih ve Dil Kurumlarının kurulması (12 Nisan 1931, 12 Temmuz 1932),Dil İnkılabı (1932),Üniversite Reformu (1933)…

 

Bu nedenle Özel Seçkin Koleji, kuruluşundan bu yana kültür-sanat ve eğitimi temel amaç olarak içselleştirmiştir. Atatürk ilke ve inkılâplarını benimsemiş bir eğitim kurumu olarak, elbette Gazi Mustafa Kemal’in ideallerini hayata geçirmek için çaba sarf edecektir. Büyük lider: “Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki fennin gerektirdiği şeyleri yapmaz; itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur.” vecizesiyle kültür ve sanata vurgu yapmıştır.

 

İşte Özel Seçkin Koleji uzman eğitim-öğretim kadrosuyla, profesyonel yönetim şekliyle, özverili tüm çalışanlarıyla büyük bir aile olup bütün aksiyonları ile tam teşekküllü bir eğitim kurumudur.

 

Özel Seçkin Kolejinde, öğretme ve öğrenme heyecanı süreklidir. Her birey değerlidir. Öğrencinin sosyal gelişimi önemlidir.  Bireysel farklılıklar dikkate alınır. Sürekli öğrenme ve kendini geliştirme esas alınır. Milli ve manevi değerler ile vatanın bölünmez bütünlüğü en önemli değer olarak kabul edilir. Herkesi, Ulu Önder’in muasır medeniyetler seviyesine ulaşma prensiplerini pusula kabul eden bu büyük aileye katılmaya davet ediyoruz. Bir başka sayıda buluşmak dileğiyle…

 

İBRAHİM KAÇIRAN

Kurucu