Tüm Haberler
Tüm Duyurular

24 KASIM
<< Geri Dön



   Atatürk’e TBMM tarafından başöğretmenlik unvanının verildiği gün olan 24 Kasım,Cumhuriyet tarihimizin en önemli günlerindendir. Büyük Önder Atatürk’ün muasır medeniyet seviyesine ulaşmak için yol haritasını çizdiği bugün aynı zamanda Arap harflerinin kaldırılıp çağdaş dünyanın kullandığı yeni harflerin kabul edildiği gündür. Öğretmen andının içildiği, genç öğretmenlerin mesleklerinde meşakkatli bir yolculuğa başladığı bugün öğretmenlere armağan edilmiş bir onur günüdür.
TBMM’de bütçe çalışmaları devam ederken Ulu Önder’e öğretmen maaşları ne kadar olsun diye sorulduğunda “Öğretmenlerin maaşı milletvekili maaşlarından az olmamalıdır.” diyerek öğretmenlere verdiği öneme vurgu yapan Atatürk’ün genç nesilleri emanet ettiği cesur yüreklerdir, öğretmenler.
Öğretmenlik mesleğine hangi boyutuyla bakılırsa bakılsın dünyanın en yüce, en kutsal, en önemli mesleği olduğu tartışılmaz bir realitedir. Öğretmen, geçmişi geleceğe yansıtan bir aynadır. Ülkemizin aydınlık geleceğinin garantisidir. Bu ülkenin yarınlarını yetiştiren bir değerdir. Koreliler’in “Gölgesine ayak basılmaz!” diye nitelediği öğretmenler, modern toplumu oluşturan temel unsurların başında gelir.
   Bu kadar önemli bir rolü üstlenen öğretmenlerin devletin iyi niyetli çalışmalarıyla var olan sorunları kolaylıkla çözümlenebilir. Peki ama öğretmenler üstüne düşeni yeterince yapmadıysa bunun telafisi acaba mümkün müdür?
   “Bir yıl sonrasını düşünüyorsan pirinç ek, on yıl sonrasını düşünüyorsan ağaç dik, yüz yıl sonrasını düşünüyorsan insan yetiştir.” diyor Çinliler. Bu “atasözü”ne göre 90 yıl önce çağdaş eğitim misyonu ile yola çıktığımız Cumhuriyet tarihimizde eğitim alanında şu ana kadar büyük başarılara imza atmış olmamız gerekmez miydi? Bu konuda üzerinde düşünülmesi gereken çok önemli soruların olduğunu görüyoruz.
Eğitim ordusunun neferi biz öğretmenler çocuklarımıza karşı sorumluluklarımızı layıkıyla yerine getirebiliyor muyuz? Türkiye’de ve dünyada değişen, gelişen eğitim sistemini takip edebiliyor mu, sorgulayan, araştıran, özgüvenli nesiller yetiştirebiliyor muyuz?
   Değerli meslektaşlarım, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza ülkenin bölünmez bütünlüğü noktasında hakikaten duyarlılık aşılayabiliyor muyuz?
Hak ve hakkaniyeti,doğru bildiklerini bir yerlerden icazet almadan ifade etmeyi, haksızlıklar karşısında dik durmaları gerektiğini öğretebiliyor muyuz?
Davranışlarını olumlu yönde değiştirebiliyor ve en önemlisi milli ve manevi değerlerimizi öğretebiliyor muyuz?
Mustafa Kemal Atatürk’ün 90 yıl önce hayalini kurduğu çağdaş, güçlü ve dünyada söz sahibi bir Türkiye Cumhuriyeti inşa edebiliyor muyuz? Bu konuda gençlere vazifelerini gerçekten iyi anlatabiliyor muyuz?
   Toplumu aydınlattığımızı, geleceğe ışık tuttuğumuzu iddia edebilmemiz için yukarıda saydıklarım, verebileceğimiz yüzlerce değerlerden sadece birkaç tanesidir.Unutulmamalıdır ki, köklü ve onurlu bir tarihe sahip olmak,  tarihin mirasçısı kuşakların geleceğe bakışlarını biçimlendirmek, milli ve manevi değerleri yaşatmak ancak inançlı, donanımlı, liyakatli bir eğitim ordusu ile mümkündür.
   Bütün bunlar, öğretmenlerin ayrışma yerine bütünleşmeyle, biz ve ötekiler yerine ortak ideal ve değerlere kucak açmayla mümkün olabilir.
Mustafa Kemal Atatürk, “ Mualimler! Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmenleri ve eğiticileri, sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle mütenasip bulunacaktır.” sözleri ile aslında öğretmenlerin ne kadar kutsal görevleri olduğunu ve onlara verilen sorumluluğun ne kadar büyük olduğunu, anlamımızı sağlamaktadır.
Başta Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere ülkemizin gençlerine ve geleceğine ışık tutan tüm öğretmenlerimizin öğretmenler günü kutlu olsun.

 

İbrahim KAÇIRAN
Kurucu